<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>blog: A S R A </title>
    <link>http://www.sosyomat.com/</link>
    <language>tr-tr</language>
    <ttl>40</ttl>
    <description>blog: A S R A </description>
    <item>
      <title>T&#220;RK M&#304;LLET&#304;!</title>
      <description>
"T&#252;rk Milleti milli duyguyu, insani duyguyla
yan yana d&#252;&#351;&#252;nmekten zevk al&#305;r.
Vicdan&#305;nda milli duygunun yan&#305;nda insani duygunun
&#351;erefli yerini daima muhafaza etmekle iftihar eder."
"T&#252;rk milletinin karakteri y&#252;ksektir. T&#252;rk milleti &#231;al&#305;&#351;kand&#305;r. T&#252;rk milleti zekidir... T&#252;rk milleti milli birlik ve beraberlik i&#231;erisinde g&#252;&#231;l&#252;kleri yenmesini bilmi&#351;tir&#8230; T&#252;rk milletinin tarihi bir niteli&#287;i de g&#252;zel sanatlar&#305; sevmek ve onda y&#252;kselmektir. T&#252;rk milletinin b&#252;y&#252;k millet oldu&#287;unu b&#252;t&#252;n medeni
alem, az zamanda, bir kere daha tan&#305;yacakt&#305;r..."

"T&#252;rkl&#252;&#287;&#252;n unutulmu&#351; b&#252;y&#252;k medeni vasf&#305; ve b&#252;y&#252;k medeni kabiliyeti, bundan sonraki geli&#351;mesi ile gelece&#287;in y&#252;ksek medeniyet ufkunda yeni bir g&#252;ne&#351; gibi do&#287;acakt&#305;r."

T&#252;rkiye Cumhuriyetinin temeli, kahramanl&#305;&#287;&#305; ve T&#252;rk k&#252;lt&#252;r&#252;d&#252;r."

"T&#252;rk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmu&#351;tur bu devletin dayand&#305;&#287;&#305; esaslar "Tam Ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k" ve "Kay&#305;ts&#305;z &#350;arts&#305;z Milli Egemenlikten ibarettir.Yeni T&#252;rkiye devletinin yap&#305;s&#305;n&#305;n ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kay&#305;ts&#305;z &#350;arts&#305;z Egemenli&#287;idir..."

"T&#252;rk milletine do&#287;ru ve g&#252;zeli veriniz, anlat&#305;n&#305;z, muhakkak kucaklar."

Mustafa Kemal Atat&#252;rk
</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 16:16:03 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1480160-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1480160</link>
    </item>
    <item>
      <title>MUSTAFA KEMAL ' i SEVMEK..</title>
      <description>Mustafa Kemal'i sevmek&#8230; Vatan ve Namus gibi sevmek&#8230; 

Mustafa Kemal'i Vatan ve Namus bilmek&#8230; Fikri h&#252;r, vicdan&#305; h&#252;r, irfan&#305; h&#252;r gen&#231;ler gibi sevmek&#8230; Ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;&#287;&#305; ve &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252; sever gibi sevmek&#8230;Geli&#351;mi&#351;,b&#252;y&#252;k T&#252;rkiye'yi sevmek&#8230; 

Cumhuriyet'i&#8230;Devrimcili&#287;i&#8230; Milliyet&#231;ili&#287;i&#8230;Halk&#231;&#305;l&#305;&#287;&#305;&#8230;Laikli&#287;i&#8230;Devlet&#231;ili&#287;i sever gibi sevmek&#8230; 

Mustafa Kemal'i sevmek&#8230; 

Anti emperyalizmi sever gibi, s&#246;m&#252;rgecili&#287;e kar&#351;&#305; duranlar&#305; sever gibi&#8230; T&#252;rkiye'nin &#231;&#305;narlar&#305;n&#305;, &#231;i&#231;eklerini,bozk&#305;r&#305;n&#305;, batakl&#305;klar&#305;n&#305;,denizlerini, havas&#305;n&#305;, ku&#351;unu, kurdunu sever gibi &#8230;. 

D&#252;nyan&#305;n a&#231; ve yoksul &#231;ocuklar&#305;n&#305; sever gibi, &#231;ocuklar&#305;m&#305;z&#305; sever gibi, insanlar&#305;, do&#287;ay&#305; sever gibi, d&#252;nyay&#305;, iyiyi,do&#287;ruyu,g&#252;zeli sever gibi sevmek&#8230; 

Ulusalc&#305;lar gibi sevmek&#8230; 

Mustafa Kemal'i sevmek&#8230; 

Mustafa Kemal'i sevmek&#8230; Onun bildi&#287;i gibi, "memleketimizin halini, ihtiyac&#305;n&#305; milletimizin elemlerini ve emellerini" bilmek&#8230; 

Mustafa Kemal'i sevmek&#8230; 

Sevdas&#305;n&#305; Vatan&#8230; 

Sevdas&#305;n&#305; Namus&#8230; 

Sevdas&#305;n&#305; Bayrak&#8230; 

Sevdas&#305;n&#305; T&#252;rkiye bilenler gibi sevmek&#8230; 

Esaret alt&#305;nda ya&#351;amaktansa&#8230; 

Bu yoksul ve bitap milleti aya&#287;a kald&#305;ramamaktansa&#8230; 

Onun kazan&#305;mlar&#305;n&#305; koruyamamaktansa&#8230; 

T&#252;rkiye'yi muass&#305;r medeniyete, &#231;a&#287;da&#351;; bilimde teknolojide, e&#287;itimde, sa&#287;l&#305;kta, adalette, emekte geli&#351;mi&#351;, &#231;al&#305;&#351;an&#305;n kazanaca&#287;&#305;,e&#351;it,karde&#351;, &#246;zg&#252;r insanlar&#305;n ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; &#252;lkelerin d&#252;zeyine ula&#351;t&#305;ramamaktansa&#8230; 

T&#252;rkiye'yi tam ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k ilkesiyle y&#246;netememektense&#8230; 

T&#252;rkiye'yi bilimden, ayd&#305;nl&#305;ktan kopar&#305;p &#351;eriata, karanl&#305;&#287;a, irticaya, &#351;eyhlere, tarikatlara teslim etmektense&#8230; 

Da&#287;larda &#231;oban ate&#351;leri yakacaklar gibi sevmek&#8230; 

Mustafa Kemal'i sevmek "Vatan ve Namus" demek&#8230; 

Ba&#351;ka da hi&#231;bir &#351;ey demek de&#287;il&#8230; 

D&#252;&#351;manlar&#305;na, d&#246;neklere, eski ve yeni mandac&#305;lara, takiyecilere, yalanc&#305;lara, bin bir suratl&#305; para k&#246;lelerine, mezar&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde a&#287;lay&#305;p e&#287;ilip, sana ve devrimlerine kalle&#351;lik edenlere inat&#8230; 

Seni her zamankinden daha &#231;ok seviyoruz&#8230;  </description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 16:15:15 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1480156-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1480156</link>
    </item>
    <item>
      <title>D&#220;NYA G&#214;Z&#220;NDE ATAT&#220;RK</title>
      <description>"Atat&#252;rk bu y&#252;zy&#305;l&#305;n b&#252;y&#252;k insanlar&#305;ndan birinin tarihi ba&#351;ar&#305;lar&#305;n&#305;, T&#252;rk halk&#305;na ilham veren liderli&#287;ini, modern d&#252;nyan&#305;n ileri g&#246;r&#252;&#351;l&#252; anlay&#305;&#351;&#305;n&#305; ve bir askeri lider olarak kudret ve y&#252;ksek cesaretini hat&#305;rlatmaktad&#305;r. &#199;&#246;k&#252;nt&#252; halinde bulunan bir imparatorluktan &#246;zg&#252;r T&#252;rkiye'nin do&#287;mas&#305;, yeni T&#252;rkiye'nin &#246;zg&#252;rl&#252;k ve ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;&#287;&#305;n&#305; &#351;erefli bir &#351;ekilde ilan etmesi ve o zamandan beri korumas&#305;, Atat&#252;rk'&#252;n T&#252;rk halk&#305;n&#305;n ismidir. &#350;&#252;phesiz ki, T&#252;rkiye'de giri&#351;ti&#287;i derin ve geni&#351; ink&#305;l&#226;plar kadar bir kitlenin kendisine olan g&#252;venini daha ba&#351;ar&#305; ile g&#246;steren bir &#246;rnek yoktur".
John F.KENNEDY (A.B.D.Ba&#351;kan&#305;, 10 Kas&#305;m 1963) 

"Asker-devlet adam&#305;, &#231;a&#287;&#305;m&#305;z&#305;n en b&#252;y&#252;k liderlerinden biri idi. Kendisi, T&#252;rkiye'nin, d&#252;nyan&#305;n en ileri memleketleri aras&#305;nda haketti&#287;i yeri almas&#305;n&#305; sa&#287;lam&#305;&#351;t&#305;r. Keza O, T&#252;rklere, bir milletin b&#252;y&#252;kl&#252;&#287;&#252;n&#252;n temel ta&#351;&#305;n&#305; te&#351;kil eden, kendine g&#252;venme ve dayanma duygusunu vermi&#351;tir."General Mc ARTHUR

"Sovyet Rusya Hariciye Naziri Litvinof ile g&#246;r&#252;&#351;&#252;rken kendisine onun fikrince b&#252;t&#252;n Avrupa'n&#305;n en k&#305;ymetli ve en ziyade dikkate de&#287;er devlet adam&#305;n&#305;n kim oldu&#287;unu sordum. Bana Avrupa'n&#305;n en k&#305;ymetli devlet adam&#305;n&#305;n T&#252;rkiye Cumhurbaskan&#305; Mustafa Kemal oldu&#287;unu s&#246;yledi."Roozwelt (Franklen D.) 1928 Amerika Birle&#351;ik Devletleri Ba&#351;kan&#305;

"D&#252;nya sahnesinden tarihin en dikkatli, &#231;ekici adamlar&#305;ndan biri ge&#231;ti."Chicago Tribune

"Sava&#351; sonras&#305; d&#246;neminin en yetenekli liderlerinden biri."New York Times

"&#304;nsan&#305; teslim al&#305;c&#305; fevkalade &#246;nderlik kuvveti vard&#305;r. O, tetiktir, haz&#305;r cevapt&#305;r, dikkati &#231;ekecek kadar zekidir."
Gladys Baker(Gazeteci)

"O, ki&#351;isel kazan&#231; ve &#252;n pe&#351;inde ko&#351;an basit bir diktator de&#287;il, gelecek ku&#351;aklar i&#231;in sa&#287;lam temeller atmaya u&#287;ra&#351;an bir kahramand&#305;." Prof.Walter L.WRIHT 

"Atat&#252;rk T&#252;rkiye'yi tek d&#252;&#351;man&#305; kalmaks&#305;z&#305;n b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;r. Bu zaman&#305;m&#305;z&#305;n hi&#231;bir devlet &#351;efinin ba&#351;aramad&#305;&#287;&#305;d&#305;r."
Almanya Volkischer Beobachter Gazetesi

"Almanya, ATAT&#220;RK'&#252;n eserine ve m&#252;cadelesine hayrand&#305;r. Onda, tarihi eseri, &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252; seven b&#252;t&#252;n milletler i&#231;in bir sembol olarak kalacak kudretli bir ki&#351;ilik g&#246;rmektedir".Berlin, Alman Ajans&#305;

"Ist&#305;rap &#231;eken d&#252;nyada bar&#305;&#351; ve esenli&#287;i yeniden kurmak ve insanl&#305;&#287;&#305;n yaln&#305;z maddi de&#287;il, manevi geli&#351;mesini sa&#287;lamak isteyenler Atat&#252;rk'&#252;n iman verici ve y&#246;n g&#246;stericili&#287;inden &#246;rnek ve kuvvet als&#305;nlar."Prof. Herbert MELZIG(Tarihci)

"Kendisinin tarihi b&#252;y&#252;kl&#252;&#287;&#252;, eseri olan yeni T&#252;rkiye'ye bak&#305;larak bu g&#252;nden &#246;l&#231;&#252;lebilir. &#199;elik gibi azim ve gayreti, uza&#287;&#305; g&#246;ren ak&#305;l ve hikmetle birle&#351;mi&#351; olan bu ger&#231;ek halk &#246;nderi ve devlet adam&#305;; Anadolu da&#287;lar&#305;n&#305;n en uzak ve &#305;ss&#305;z k&#246;&#351;esindeki k&#246;ylere bile ba&#351;ka bir ruh a&#351;&#305;lam&#305;&#351;t&#305;r."Illustrierte Dergisi

"&#304;nsanl&#305;&#287;&#305;n b&#252;t&#252;n belirtileri O'nda kendini hemen g&#246;steriyor."Noelle Gazetesi 

"Eski Osmanl&#305; &#304;mparatorlu&#287;u bir hayal gibi ortadan silinirken, milli bir T&#252;rk Devleti'nin kurulu&#351;u, bu &#231;a&#287;&#305;n en &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305; ba&#351;ar&#305;lar&#305;ndan birisidir. Mustafa Kemal, y&#252;ce bir eser ortaya koymu&#351;tur. Atat&#252;rk'&#252;n parlak ba&#351;ar&#305;s&#305; b&#252;t&#252;n s&#246;m&#252;rgeler i&#231;in bir &#246;rnek olmu&#351;tur."Maurice BAUMANT(Profesor)

"Atat&#252;rk'&#252;n yurt kurtar&#305;c&#305; oldu&#287;unu, milletlerin en vefal&#305;s&#305; olan T&#252;rkler asla unutmayacaklard&#305;r." Noell Roger Gazetesi

"Kar&#351;&#305;mdaki bu b&#252;y&#252;k adamda, ke&#351;fetti&#287;im bu b&#252;y&#252;k me&#231;hulde maharet ve karakter o kadar iyi i&#351;lenmi&#351;ti ki, s&#246;zlerinde hi&#231;bir &#351;&#252;phe aranamazd&#305;."Claude Farrer(Yazar)

"Bu g&#252;n&#252;n T&#252;rkleri, y&#252;zy&#305;llar &#246;nce Avrupay&#305; titreten canl&#305; millet durumuna eri&#351;mi&#351;tir. Ve bu ak&#351;am O b&#252;y&#252;k &#246;l&#252;n&#252;n ba&#351;&#305;nda bekleyen T&#252;rkiye, g&#252;&#231;l&#252; ve dipdiri T&#252;rkiye'dir."Pierre Dominique(Gazeteci)

"Ak&#305;ll&#305; ve bar&#305;&#351;c&#305; y&#246;ntemlerle ger&#231;ekle&#351;tirdi&#287;i eseri halklar&#305;n tarihinde izlerini b&#305;rakacakt&#305;r."
Albert LEBRUN Frans&#305;z Cumhurba&#351;kan&#305;

"Mevcut r&#252;tbelerin hepsini kald&#305;rd&#305;&#287;&#305; bir memlekette, bu adam, b&#252;t&#252;n r&#252;tbeleri, kazanm&#305;&#351;t&#305;r. O memlekete, bulabilecek en &#351;erefli isim O'na verilmistir."Mercel Sauvage(Gazeteci)

"Bu, insanl&#305;&#287;a denenmi&#351; bir felsefe &#246;rne&#287;i olarak sunulabilir. Atat&#252;rk y&#252;zy&#305;llara s&#305;&#287;abilecek i&#351;leri on y&#305;lda tamamlad&#305;."
Gerrad Tongas(Yazar)

"Atat&#252;rk &#246;ld&#252;. Bar&#305;&#351; kubbesinin do&#287;u s&#252;tunu y&#305;k&#305;ld&#305;. Art&#305;k evrende bar&#305;&#351;&#305; kimse garanti edemez. Nitekim Avrupal&#305; devlet adamlar&#305;; O'nun 1930'da yapt&#305;&#287;&#305; uyar&#305; ve tavsiyeleri dinlememi&#351; ve d&#252;nyay&#305; 1939 y&#305;l&#305;nda ikinci b&#252;y&#252;k sava&#351; felaketinin i&#231;ine s&#252;r&#252;klemi&#351;lerdir." SANERWIN Gazetesi


"Atat&#252;rk, bir milleti, birka&#231; y&#305;lda asrile&#351;tirmek mucizesini g&#246;stermistir".Paris-Le Temps

"Denilebilir ki onsuz, &#304;slam alemi yolunu bulabilmek i&#231;in elli y&#305;l daha bekleyecekti."
Berthe Georges-Gaulis

"T&#252;rkiye tarihi, bug&#252;n her zamandan &#231;ok Bat&#305; ve Avrupa tarihinden ayr&#305;lmaz bir haldedir. Ve Atat&#252;rk'&#252;n bu y&#246;ndeki gayretleri sonu&#231;suz kalmam&#305;&#351;t&#305;r. Memleketlerimiz aras&#305;ndaki y&#252;zy&#305;llar&#305; a&#351;an dostluk, bu geli&#351;menin temel &#246;&#287;elerinden biridir."
Charles De GAULLE

"Devrin y&#252;ksek &#351;ahsiyetleri kitaplarda, konferanslarda T&#252;rkiye'nin asla de&#287;i&#351;meyece&#287;ini ve de&#287;i&#351;meden &#246;lece&#287;ini ilan etmi&#351;lerdi. Halbuki &#246;lmeden de&#287;i&#351;ti. Hem de k&#246;k&#252;nden ve ba&#351;tan a&#351;a&#287;&#305; de&#287;i&#351;ti. &#304;nan&#231;lar, gelenekler, y&#246;ntemler y&#305;k&#305;ld&#305;. Son d&#246;k&#252;nt&#252;lerini de yabanc&#305; z&#305;rhl&#305;lar&#305; ve kapitilasyonlar gibi memleketten s&#252;r&#252;p att&#305;lar. T&#252;rkiye, ruhunu de&#287;i&#351;tirmi&#351;ti. Tamamen ve tasavvur edilmesi m&#252;mk&#252;n oldu&#287;u kadar..."
Raymond CARTIER Le Nouvelliste Gazetesi

"D&#252;nya tarihinde, Mustafa Kemal gibi &#246;nemli bir g&#246;revin kesin &#351;ekilde ba&#351;ar&#305; ile sonu&#231;land&#305;r&#305;lmas&#305;n&#305; ve bir milletin mukadderat&#305;n&#305; belirleyecek sorumluluklar&#305; &#252;zerine alan d&#252;r&#252;st insanlara d&#252;nya tarihinde &#231;ok az rastlanmaktad&#305;r..." 
R&#305;za PEHLEVI - &#304;ran &#350;ah&#305;


"Atat&#252;rk'&#252;n ad&#305; bizce, hemen hemen 50 y&#305;l &#246;nce parlak bir T&#252;rk askeri komutan&#305; olarak biliniyordu. Bar&#305;&#351;&#305; takiben, ona tarihteki b&#252;y&#252;k milli liderler aras&#305;ndaki daimi yerini kazand&#305;ran devletcilik s&#305;fatlar&#305;yla O'nu tan&#305;d&#305;k..." 
HOME - &#304;ngiltere Ba&#351;bakan&#305;


"Atat&#252;rk yaln&#305;z bu y&#252;zy&#305;l&#305;n en b&#252;y&#252;k adamlar&#305;ndan biri de&#287;ildir. Biz Pakistan'da O'nu, b&#252;t&#252;n tarihin b&#252;y&#252;k adamlar&#305;ndan biri olarak g&#246;r&#252;yoruz..."Eyup HAN - Pakistan


"Atat&#252;rk'&#252;n hayat&#305; ve eseri, sadece T&#252;rkiye i&#231;in de&#287;il, fakat d&#252;nyan&#305;n b&#252;t&#252;n h&#252;r milletleri i&#231;in bir ilham kayna&#287;&#305; olmakta devam edecektir..." Cang kay SHEK - &#199;in 
</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 16:13:53 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1480152-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1480152</link>
    </item>
    <item>
      <title>MUSTAFA KEMAL HAKKINDA BiLiNMESi GEREKEN 30 &#246;ZEL &#350;EY</title>
      <description>MUSTAFA KEMAL HAKKINDA BILINMESI GEREKEN 30 OZEL SEY 

1."ATA" LAFINI SEVMEZDI 
"Ataturk" hitabini ilk kez donemin Turk Dil Kurumu Baskani bir konusmasinda kullanmis, Mustafa Kemal de cok begenerek soyadi olarak almisti.Kendisine Ata" diye hitap edilmesinden hic hoslanmazdi. 

2.EN SEVDIGI YEMEK 
Manastir Askeri Lisesi yillarindan kalan bir aliskanlikla hayati boyunca en sevdigi yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldi. Tatliya duskun degildi ama cani istediginde cok sevdigi gul recelini tercih ederdi. 

3.EN BUYUK HAYALI DUNYA TURUNA CIKMAKTI 
Omru yetseydi bir dunya turuna cikip Turk dili ve tarihi uzerindeki calismalarini genisletmek en buyuk hayaliydi. 

4.BASUCU KITABI "CALIKUSU" YDU. 
Binlerce kitabi vardi.Ama bunlarin arasinda bir tanesini hayati boyunca hatta cephede bile basucundan ayirmadi. Resat Nuri Guntekin'in unlu Calikusu" romanini hep yaninda tasir, her gun rastgele bir yerinden acar, birkac sayfa okurdu. 

5.KABUL SALONUNDAKI AT YAVRUSU 
Atlardan sonra en sevdigi hayvan kopekti. "Fox" adini verdigi kopegi, Gazi`nin yataginin ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara duskunlugu o dereceydi ki bir gun misafirlerinin de gorebilmesi icin yeni dogmus bir tayla annesinin Cankaya Kosku kabul salonuna getirilmesini bile emretmisti. 

6.TAM BIR SALON ADAMI 
En sevdigi dans valsti. Muzik zevki cesitlilik gosteriyordu.Klasik Bati muzigi disinda Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi. 

7.GOMLEKLERININ TUMU BEYAZDI 
Gomleklerinin hepsi beyazdi. Bu gomlekler ilk yillarda Isvicre`de ozel olarak dikilirken sonra yerli mali kullanma kampanyasina onculuk edebilmek icin Beyoglu`nda bir terziye diktirilmeye baslanmisti. 

8.DOLABINDA LACIVERTE YER YOKTU 
Takim elbiselerinin tasarimlarini hep kendisi cizerdi.Lacivert takim giymeyi sevmezdi. 

9.OLCULERI 
Boyu 1.74 idi.Hayatinin son donemlerine kadar 76 olan kilosu hastaliginin ilerlemeye baslamasiyla 46'ya kadar dusmustu. 43 numara siyah rugan ayakkabi giyerdi. 

10.RUMELI SIVESI 
Ozenli ve temiz bir Turkce konusurdu. Ancak bazi kelimeleri Rumeli sivesiyle telaffuz ederdi. 

11.HAZIN BIR HIKAYE 
Hayatinda bir donem cok onemli yer tutan Mustafa Kemal`in evlenmesinden sonra hayatina trajik bir sekilde son veren Fikriye Hanim`in mezarinin nerede oldugu bilinmiyor. 

12.CUMHURBASKANLIGINDAN SIKILIYORDU. 
Hayatinin cogunu gecirdigi savas cephelerinden sonra Cumhurbaskani olarak gecirdigi yillar ona bir tecrit yasantisi gibi geliyor, cok sevdigi halkindan ve sade bir vatandas yasamindan uzaklastigini dusunuyordu. 

13.PAPA`NIN TEMSILCISINE ELBISE 
Kiyafet Kanunu cercevesinde tum din adamlarinin dini kiyafetleriyle sokaga cikmalari yasaklaninca, Monsenyor Roncalli`ye kendi terzisi Kemal Milasli eliyle bir koleksiyon hazirlatti. 

14.KENDISI TIRAS OLMAZDI. 
Sabah kahvaltilariyla arasi hic hos degildi.Yataktan kalkar kalkmaz odasindaki divanin uzerine bagdas kurarak oturur, gunun ilk kahvesini sigarasini icerdi.Bir ozelligi de kendi kendine tiras olmamasiydi. 

15.DUZEN TAKINTISI VARDI 
Evinde ,cevresinde hatta konuk oldugu evlerde bile egri duran esyalari duzeltmeden rahat edemezdi. 

16.HOSGORULU LIDER 
Koylunun birinin gazete kagidina sardigi tutunu icmeye calisirken eli yanmis,"Alin bunu kendi icsin" diyerek Ataturk`e 
kufretmisti.Mahkemeye cikarilacakti. Ataturk olayi dinledikten sonra "Onu mahkemeye vereceginize dogru durust sigara icmesini temin edin" dedi. 

17.SIGARA PAZARLIGI 
Hastaliginin baslangicinda kendisini muayene eden Dr.Fissinger gunde kac paket sigara ictigini sormus, Ataturk "sekiz" demisti. Doktor bunu gunde bir pakete indirmesi gerektigini soyleyince gulumseyerek cevap vermisti:"Ben zaten bir paket iciyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacagim". 

18."BU NASIL HALKCILIK?" 
Bir sabah milletvekilleri ile trene binmisti.Konduktorun milletvekillerinden bilet parasi almamasina sasirmis nedenini 
sormustu.Trenin milletvekillerine bedava oldugunu ogrenince epey sinirlenmis, "Ne de guzel halkcilik ama" demisti. 

19."LAIKLIK ADAM OLMAKTIR!" 
Ilk mecliste bir oturum sirasinda uyelerden biri laikligin ne manaya geldigini anlamadigini soyleyince Gazi cok sinirlenmis ve elini 
kursuye vurarak bir din bilgini olan uyeye cevap vermisti: "Adam olmak demektir hocam,adam olmak!" 

20.KURBANLARI BAGISLARDI 
Gittigi yurt gezilerinde kendisi icin kurban edilen hayvanlara bakamaz boyle durumlarda sirtini doner yada kesilmelerini engellerdi. 

21.YABANCI DILE MERAKI 
Askeri lisede ogrenmeye basladigi Fransizca'yi sonraki yillarda gelistirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardi. Konusurken araya 
Fransizca sozcukler de eklerdi. 

22.FASULYESINE POKER 
Kumardan hoslanmaz ama arkadaslariyla fasulyesine poker oynardi.Oyun sonunda kazandiklarini iade ederdi. 

23.KAN GORMEYE DAYANAMAZDI 
Cephelerde dusmanla gogus goguse savasmis biri olarak en ilginc ozelligi savas meydanlari disinda kan gorunce fenalasmasiydi. 

24.KULAKLARI DUYAN TEK KISI. 
Fransiz tarihcisi Herriot Ankara`ya geldiginde Gazi`nin kulaklarinin duyuyor olmasina sasirmis anilarinda bunu espirili bir dille anlatmisti: "T.C`de bir tane kulaklari duyan kisi var onu da Cumhurbaskani yapmislar". 

25.BIR RICASI BAS ACTIRDI 
Bir gun halk arasinda dolasirken carsafli bir kadina rastlamis, "Hafiz Hanim benim hatirim icin basindaki ortuyu acar misin?" diye sormustu. Kadin bas ortusunu acarak , Ataturk`un onunde egildi ve ellerini optu. 

26.BILARDO VE YUZME 
Sportmen kisiligi vardi. Her gun at biner , yuzmeye gider ve bilardo oynardi. 

27.EN BASARILI DERS. 
Egitim hayati boyunca en basarili dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayati boyunca surdu. 

28.YAGCILARA GECIT YOK 
Yagcila cok kizardi Bir aksam sofrasida kendisine gereksiz sekilde iltifat eden Abdulhak Hamit`e mudahale etti. 

29.SON YILBASI GECESI 
1937`yi 1938`e baglayan son yilbasi gecesini Disisleri Bakani Tevfik Rustu Aras ile bas basa gecirmisti. O gece dolabindaki bazi elbiseleri bakana hediye etmisti. 

30.KOSKTEKI GUVERCINLIK 
Kuslari cok severdi.Cankaya Kosku`nde ozel bir bakicinin ilgilendigi guvercinligi vardi. </description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 16:10:25 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1480138-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1480138</link>
    </item>
    <item>
      <title>Kurtulu&#351; sava&#351;&#305;n&#305;n masum k&#305;z&#305; ; Hatice N&#304;NE</title>
      <description>1989 y&#305;l&#305;nda bir yerel gazeteden al&#305;nt&#305;d&#305;r!

"O zamanlar &#231;ocuktum. Ama bir &#351;eylerin oldu&#287;u belliydi. Bize pek bir &#351;ey anlat&#305;lmazd&#305;. Ama her gece g&#252;r&#252;lt&#252;lerle uyan&#305;rd&#305;k uykumuzdan. G&#252;pe g&#252;nd&#252;z vakti birden simsiyah olurdu ortal&#305;k. &#350;a&#351;&#305;r&#305;r kal&#305;rd&#305;k. Ama dedim ya kimse bize bir &#351;ey s&#246;ylemezdi. Ama anlayacak ya&#351;tayd&#305;m. Bir sabah babam&#305; u&#287;urlad&#305;k annemle. Babam&#305;n bana bir sar&#305;l&#305;&#351;&#305; vard&#305; ki; sormay&#305;n. Anneme &#8220;babam nereye gidiyor&#8221; diye sordu&#287;umda bana &#8220; bizi korumak i&#231;in gidiyor.&#8221; Dedi. O g&#252;nden sonra annem hep a&#287;lad&#305;. Gelen her mektupta g&#246;zleri doldu. Bir arkada&#351;&#305;m vard&#305;. Silas. Yunanl&#305;yd&#305;. O karanl&#305;k g&#252;nlerde bile biz hep &#231;ocuktuk. Bir g&#252;n Silas yan&#305;ma geldi. Ve dediki; &#8220; Hatice. Ben niye b&#246;yle her taraf&#305;n simsiyah oldu&#287;unu &#246;&#287;rendim. Sava&#351; varm&#305;&#351;. Sizinkilerle bizim aram&#305;zda.&#8221; Dedi. &#350;a&#351;&#305;rd&#305;m. 


Bizimkiler ve sizinkiler. Biz zaten bir de&#287;il miydik? Ayn&#305; yerde ya&#351;ayan insanlar niye sava&#351;s&#305;n? Diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;m. Birka&#231; g&#252;n sonra evin &#246;n&#252;ne bir tabut getirdiler. &#220;zerinde k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305; bir bez. Annem sessizce bakt&#305; tabuta. &#8220;Bu ne dedim?&#8221;. &#8220;Baban&#8221; dedi. A&#287;l&#305;yordu. &#8220;Nas&#305;l yani?&#8221; Dedim. &#8220;Baban art&#305;k b&#252;y&#252;meni g&#246;klerden izleyecek&#8221; dedi. &#350;a&#351;&#305;rd&#305;m. Anlamam&#305;&#351;t&#305;m ne demek istedi&#287;ini. &#8220;Bundan sonra baban&#305; &#246;zledi&#287;inde ellerini g&#246;&#287;e kald&#305;r ve onun iyili&#287;i i&#231;in dua et. O seni duyar.&#8221; Dedi. &#8220;Bu bez ne?&#8221; diye sordum. &#8220;Baban&#305;n u&#287;runda can&#305;n&#305; verdi&#287;i &#351;ey. Bayrak. &#214;zg&#252;rl&#252;k.&#8221; Dedi. &#214;yle &#351;a&#351;&#305;rd&#305;m ki; ne demek istedi&#287;ini hala anlamam&#305;&#351;t&#305;m. 


Bir s&#252;re sonra her &#351;ey daha da &#351;iddetlendi. Annem beni her sabah kom&#351;uya b&#305;rak&#305;p gidiyordu. &#8220;Nereye&#8221; diye sordu&#287;umda &#8220;senin gibilerin babalar&#305;na yard&#305;m etmeye&#8221; diyordu. Me&#287;er hastanede hem&#351;irelik yap&#305;yormu&#351;. Baz&#305; geceler gelmedi&#287;i oluyordu. Beni b&#305;rakt&#305;&#287;&#305; nineye sordum bir sabah. &#8220;Nine dedim. Niye bunlar oluyor&#8221; diye. &#8220;Bana siz huzurlu ya&#351;ay&#305;n. Her sabah ezan sesiyle uyan&#305;n diye yavrum.&#8221; Dedi. Ezan sesi duymaya hasret kalm&#305;&#351;t&#305;k. Top seslerinden ezan duyulmaz olmu&#351;tu. Bir s&#252;re sonra bitti sava&#351;. Ama her g&#252;n yeni bir tabut geliyordu kasabaya. Her geli&#351;te bir feryat y&#252;kseliyordu evlerden. Yeni gelinler art&#305;k g&#252;lmez olmu&#351;tu. Gen&#231; k&#305;zlar bir bir soluyordu. Art&#305;k hi&#231;bir &#351;ey eskisi gibi de&#287;ildi. Bir sabah Silas bize geldi. &#8220;Ben gidiyorum Hatice&#8221; dedi. &#350;a&#351;&#305;rd&#305;m. &#8220;Niye&#8221; diye sordum. &#8220;Bilmiyorum. Ama annem art&#305;k buraya bir daha hi&#231; gelmeyece&#287;iz, diyor&#8221; Dedi. &#350;a&#351;k&#305;nd&#305;m. 


Sava&#351; &#246;nce babam&#305; &#351;imdi de tek dostumu al&#305;yordu elimden. Sonra &#8220;annem h&#305;&#231;k&#305;ra h&#305;&#231;k&#305;ra a&#287;l&#305;yor dedi. Bizi vatan&#305;m&#305;zdan ettiler diye.&#8221; Hala hi&#231;bir &#351;ey anlam&#305;yordum. Sonra gittiler. Silas&#305; bir daha hi&#231; g&#246;rmedim. Hayat yava&#351; yava&#351; d&#252;zeliyordu. Ama annem bir daha hi&#231; eski G&#252;l olmad&#305;. Ad&#305; da kendi de soldu. Bazen babam&#305;n resminin ba&#351;&#305;nda a&#287;lar bulurdum. Beni g&#246;r&#252;nce silerdi ya&#351;lar&#305;n&#305;. Bana &#8220;sen &#351;ehit k&#305;z&#305;s&#305;n. Dik dur.&#8221; Derdi hep. O zamanlar ya&#351;ananlar&#305; b&#252;y&#252;y&#252;nce anlad&#305;m. Annemin niye bir daha hi&#231; g&#252;lmedi&#287;ini. Silas&#305;n neden gitti&#287;ini ve bir daha niye gelmeyece&#287;ini. 


O y&#305;l kimse kurban bayram&#305;nda kurban kesmedi. Analar ko&#231; yi&#287;itlerini kurban vermi&#351;ti vatana. Gen&#231; gelinler erlerini. O y&#305;l hi&#231;bir lise mezun veremedi. Galatasaray Lisesi&#8230; Edirne Lisesi&#8230; &#199;&#252;nk&#252; o y&#305;l hepsi vatan u&#287;runa bir s&#305;nava girmi&#351;lerdi. Ba&#351;ar&#305;l&#305; da oldular. Ama bir daha geri gelemediler. Kom&#351;u k&#305;z&#305; Ay&#351;e abla da ni&#351;anl&#305;s&#305;n&#305; verdi sava&#351;a. O da bir daha geri gelmedi. Ama hi&#231; a&#287;lamad&#305;. Her seferinde &#8220;vatan &#8211; bayrak u&#287;runa can feda&#8221; dedi. Ama o da bir daha hi&#231; g&#252;lmedi. G&#252;lmeyen y&#252;zler vard&#305; heryerde. Kimi k&#305;zlar mezar ba&#351;&#305;nda. Kimileri hala pencere &#246;nlerinde. Belki gelir diye. Bir umutla bekliyorlard&#305;. 


Birg&#252;n k&#246;y&#252;n en ya&#351;l&#305;s&#305; b&#252;t&#252;n g&#246;z&#252; ya&#351;l&#305;l&#305;ar&#305; toplad&#305; ve onlara: &#8220; Hey gelin k&#305;zlar. Uyan&#305;n. Sava&#351; bitti. Erleriniz niye sava&#351;t&#305;? Bir sorun kendinize&#8221; dedi. Sonra &#8220;bu tarlalar yeniden ye&#351;ersin diye &#246;lmedi mi onlar. Y&#252;zler g&#252;ls&#252;n. Analar a&#287;lamas&#305;n. Ezanlar duyulsun diye bu vatana kurban gitmediler mi? Ezanlar yeniden duyuluyor. Yeni nesil b&#252;y&#252;yor. Uyan&#305;n da onlar&#305;n y&#252;z&#252; g&#252;ls&#252;n&#8221; dedi. Herkes ona hak verdi. G&#252;ld&#252; herkes. Ama &#246;ylesine. &#304;&#231;leri yine kanad&#305;. Ama belli etmediler. Bizim i&#231;in. Sizin i&#231;in. Hepimiz i&#231;in. &#350;imdi onlar&#305;n sayesinde ezan sesini duyuyoruz. &#350;imdi onlar&#305;n sayesinde y&#252;zler g&#252;l&#252;yor. Ruhlar&#305; &#351;ad olsun."</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 15:59:45 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1480090-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1480090</link>
    </item>
    <item>
      <title>ATAMIZIN &#304;SLAM D&#304;N&#304; HAKKINDA K&#304; D&#220;&#350;&#220;NCELER&#304;..</title>
      <description>"T&#252;rk Milleti daha dindar olmal&#305;d&#305;r, 
yani b&#252;t&#252;n sadeli&#287;i ile dindar olmal&#305;d&#305;r 
demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nas&#305;l inan&#305;yorsam, buna da &#246;yle inan&#305;yorum." 
-Mustafa Kemal Atat&#252;rk- 


Atat&#252;rk, &#304;slam ahlak&#305;n&#305; ve dinimizin vecibelerini daha aile oca&#287;&#305;ndayken &#246;&#287;renmi&#351;, tahsil ya&#351;am&#305; boyunca da bu bilgilerini peki&#351;tirerek geli&#351;tirmi&#351;tir. "Il&#305;ml&#305;-modern-dindar" yap&#305;n&#305;n, en g&#252;zel &#246;rne&#287;i ve en ba&#351;ar&#305;l&#305; uygulay&#305;c&#305;s&#305;, laik Cumhuriyetimiz'in kurucusu B&#252;y&#252;k &#214;nder Atat&#252;rk't&#252;r. Ulu &#214;nder, her zaman gericilikle m&#252;cadele ederken &#304;slam'&#305; y&#252;celtmi&#351;; dolay&#305;s&#305;yla bu ikisi aras&#305;ndaki ayr&#305;m&#305; en do&#287;ru bi&#231;imde yapm&#305;&#351;t&#305;r. Tekke, t&#252;rbe ve zaviyeler onun d&#246;neminde kapanm&#305;&#351;, ama ilk T&#252;rk&#231;e Kuran meali de yine onun d&#246;neminde yay&#305;nlanm&#305;&#351;t&#305;r. T&#252;rk insan&#305;n&#305;n ihtiya&#231;lar&#305;n&#305; ve &#246;zelliklerini &#231;ok iyi bilen, gericili&#287;e, yobazl&#305;&#287;a her zaman kar&#351;&#305; olan Atat&#252;rk, T&#252;rk Milleti'ni dinin &#246;z&#252;ne y&#246;neltmeyi ama&#231;lam&#305;&#351; ve bug&#252;n millet&#231;e ula&#351;may&#305; hedefledi&#287;imiz yap&#305;y&#305; her y&#246;n&#252;yle tecelli ettirmi&#351;tir. 
&#350;&#252;phesiz ki din, B&#252;y&#252;k &#214;nder&#8217;in de dikkat &#231;ekti&#287;i gibi demokrasinin ve milli b&#252;t&#252;nl&#252;&#287;&#252;m&#252;z&#252;n vazge&#231;ilmez bir ihtiyac&#305;d&#305;r. Bir milletin fertlerini birarada tutan en g&#252;&#231;l&#252; ba&#287; olan din, aile, ahlak ve devlet m&#252;esseselerinin de devam&#305;n&#305; sa&#287;layan en &#246;nemli unsurdur. 
Dinin var olmad&#305;&#287;&#305; veya dini de&#287;erlerin ortadan kalkt&#305;&#287;&#305; bir toplumda, bunun ka&#231;&#305;n&#305;lmaz bir sonucu olarak aile, ahlak ve devlet kavramlar&#305; da ge&#231;erlili&#287;ini yitirecek ve k&#305;sa s&#252;re i&#231;inde ortadan kalkacakt&#305;r. B&#246;yle bir geli&#351;me ayr&#305;ca, tarihi ve k&#252;lt&#252;r&#252; ne kadar eskiye dayan&#305;rsa dayans&#305;n bir milleti birbirine ba&#287;layan milli ve manevi t&#252;m ba&#287;lar&#305;n par&#231;alanmas&#305;n&#305;, anar&#351;inin hortlamas&#305;n&#305; ve toplumun b&#246;l&#252;nmesini ka&#231;&#305;n&#305;lmaz hale getirecektir. 
&#304;&#351;te b&#252;t&#252;n bu nedenlerden &#246;t&#252;r&#252;, toplum dokusunun vazge&#231;ilmez par&#231;as&#305; niteli&#287;i ta&#351;&#305;yan din m&#252;essesesinin devam&#305;n&#305; sa&#287;layamayan bir ulusun sosyolojik ve bilimsel a&#231;&#305;dan ayakta durmas&#305; m&#252;mk&#252;n de&#287;ildir. Gerek ki&#351;i, gerekse toplum a&#231;&#305;s&#305;ndan dinin l&#252;zumlu bir m&#252;essese oldu&#287;unu belirten, siyasi alanda yapt&#305;&#287;&#305; say&#305;s&#305;z reformla bu sa&#287;l&#305;kl&#305; bak&#305;&#351; a&#231;&#305;s&#305;n&#305; geni&#351; kitlelere yaymay&#305; hedefleyen B&#252;y&#252;k &#214;nder Atat&#252;rk, T&#252;rk Milleti&#8217;nin dindar olmas&#305;n&#305; ve dini de&#287;erlerini muhafaza etmesini "Din l&#252;zumlu bir m&#252;essesedir. Dinsiz milletlerin devam&#305;na imkan yoktur"; "Din vard&#305;r ve laz&#305;md&#305;r." (Yak&#305;nlar&#305;ndan Hat&#305;ralar, Asaf &#304;lbay, s. 102) s&#246;zleriyle te&#351;vik etmi&#351;tir. Milletini, bat&#305;l inan&#305;&#351;lardan ar&#305;nd&#305;r&#305;p, ger&#231;ek dine y&#246;neltmeyi ama&#231;lam&#305;&#351;t&#305;r. Bunun i&#231;in de Kuran'&#305;n kolay bir &#351;ekilde okunup anla&#351;&#305;lmas&#305;n&#305; sa&#287;lamak amac&#305;yla T&#252;rk&#231;eye &#231;evrilmesi emrini vermi&#351;tir: 
"Sonra Kuran'&#305;n terc&#252;me ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak T&#252;rk&#231;eye terc&#252;me ediliyor. Hz. Muhammed'in hayat&#305;na ait bir kitab&#305;n terc&#252;me edilmesi i&#231;in de emir verdim." (Atat&#252;rk'&#252;n Temel G&#246;r&#252;&#351;leri, Fethi Naci, s.55) 
Kuran'&#305;n T&#252;rk&#231;eye &#231;evirilmesi emrini verirken, Atat&#252;rk'&#252;n iste&#287;i M&#252;sl&#252;man milletinin iman&#305;n&#305;n g&#252;&#231;lenmesidir. Bunu ifade etti&#287;i s&#246;zleri &#351;&#246;yledir: 
"Camilerin mukaddes mimberleri halk&#305;n ruhi, ahlaki g&#305;dalar&#305;na en y&#252;ksek, en verimli kaynaklard&#305;r. Minberlerden halk&#305;n anlayabilece&#287;i dille ruh ve beyne hitap edilmekle M&#252;sl&#252;manlar&#305;n v&#252;cudu canlan&#305;r, beyni temizlenir, iman&#305; kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atat&#252;rk&#8217;&#252;n S&#246;ylev ve Deme&#231;leri, c. 1, s. 225) 
B&#252;y&#252;k &#214;nder, ger&#231;ek dinin temelini ve M&#252;sl&#252;manlar&#305;n konuyu hangi k&#305;staslara g&#246;re de&#287;erlendirmeleri gerekti&#287;ini 7 &#350;ubat 1923 tarihinde, Bal&#305;kesir&#8217;deki Pa&#351;a Camii&#8217;nde verdi&#287;i hutbede kendisini dinleyenlere &#351;&#246;yle ifade etmi&#351;tir: 
"Allah birdir, &#351;an&#305; b&#252;y&#252;kt&#252;r. Allah'&#305;n selameti, sevgisi &#252;zerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah taraf&#305;ndan insanlara dini ger&#231;ekleri duyurmaya memur ve el&#231;i se&#231;ilmi&#351;tir. Bunun temel esas&#305;, hepimizce bilinmektedir ki, Y&#252;ce Kuran'daki anlam&#305; a&#231;&#305;k olan ayetlerdir. &#304;nsanlara feyz ruhu vermi&#351; olan dinimiz son dindir. En m&#252;kemmel dindir. &#199;&#252;nk&#252; dinimiz akla, mant&#305;&#287;a, ger&#231;e&#287;e tamamen uyuyor ve uygun d&#252;&#351;&#252;yor." (Atat&#252;rk'&#252;n S&#246;ylev ve Deme&#231;leri, c. 2, s. 93) 
Atat&#252;rk, &#304;slam dininin tamamen ilme ve mant&#305;&#287;a uygun bir din oldu&#287;unu bir ba&#351;ka s&#246;z&#252;nde de &#351;&#246;yle ifade etmi&#351;tir: 
"Bizim dinimiz en makul ve en do&#287;al bir dindir. Ve ancak bundan dolay&#305;d&#305;r ki son din olmu&#351;tur. Bir dinin do&#287;al olmas&#305; i&#231;in akla, tekni&#287;e, ilme ve mant&#305;&#287;a uygun olmas&#305; gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... &#304;slam'&#305;n sosyal hayat&#305; i&#231;inde hi&#231; kimsenin, bir &#246;zel s&#305;n&#305;f halinde varl&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#252;rd&#252;rme hakk&#305; yoktur. Kendilerinde b&#246;yle bir hak g&#246;renler dini kurallara uygun harekette bulunmu&#351; olmazlar. Bizde ruhbanl&#305;k yoktur, hepimiz e&#351;itiz ve dinimizin kurallar&#305;n&#305; e&#351;it olarak &#246;&#287;renmeye mecburuz" (Atat&#252;rk"&#252;n S&#246;ylev ve Deme&#231;leri, 1959, c.2, s. 90) 
B&#252;y&#252;k &#214;nder Atat&#252;rk, T&#252;rk Milleti&#8217;nin dindar olmas&#305;n&#305; ve dini de&#287;erlerini muhafaza etmesini de, s&#305;kl&#305;kla vurgulam&#305;&#351;t&#305;r. Ayr&#305;ca, Atat&#252;rk'&#252;n Osmanl&#305; Devleti'nin &#231;&#246;k&#252;&#351;&#252;n&#252; dine ba&#287;layan, T&#252;rk d&#252;&#351;manlar&#305;na yan&#305;t&#305; ise kesin bir &#351;ekilde olmu&#351;tur: 
"D&#252;&#351;manlar&#305;m&#305;z, bizi dinin etkisi alt&#305;nda kalm&#305;&#351; olmakla itham ediyor, duraklamam&#305;z&#305; ve &#231;&#246;k&#252;&#351;&#252;m&#252;z&#252; buna ba&#287;l&#305;yorlar; bu bir hatad&#305;r. Bizim dinimiz hi&#231; bir vakit kad&#305;nlar&#305;n, erkeklerden geri kalmas&#305;n&#305; talep etmemi&#351;tir. Allah'&#305;n emretti&#287;i &#351;ey, M&#252;sl&#252;man erkekle, M&#252;sl&#252;man kad&#305;n&#305;n beraberce din &#246;&#287;renerek e&#287;itilmesidir. Kad&#305;n ve erkek bu ilim ve e&#287;itimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla m&#252;cehhez olmak zorundad&#305;r. &#304;slam ve T&#252;rk tarihi incelenirse g&#246;r&#252;l&#252;r ki, bug&#252;n kendimizi bin t&#252;rl&#252; kuralla ba&#287;lanm&#305;&#351; zannetti&#287;imiz &#351;ey yoktur. T&#252;rk sosyal ya&#351;ant&#305;s&#305;nda kad&#305;nlar bilimsel y&#246;nden e&#287;itim ve &#246;&#287;retim g&#246;rmekte ve di&#287;er konularda erkeklerden katiyen geri kalmam&#305;&#351;lard&#305;r. Belki daha ileri gitmi&#351;lerdir." (Atat&#252;rk'&#252;n S&#246;ylev ve Deme&#231;leri, 1959, c.2, s.86) 
Dini meseleler hakk&#305;ndaki g&#246;r&#252;&#351;lerini &#246;&#287;renmek isteyen Frans&#305;z gazeteci Maurice Perno'ya Atat&#252;rk yine kesin bir &#351;ekilde &#351;u cevaplar&#305; vermi&#351;tir: 
M. Perno:&#350;u halde yeni T&#252;rkiye'nin siyasetinde dine ayk&#305;r&#305; hi&#231;bir temay&#252;l ve mahiyet olmayacak demek? 
Atat&#252;rk: "Siyasetimiz dine ayk&#305;r&#305; olmak &#351;&#246;yle dursun, din bak&#305;m&#305;ndan eksik bile hissediyoruz." 
M. Perno: Zat-&#305; asilaneleri, d&#252;&#351;&#252;nd&#252;klerini bendenize daha iyi izah buyururlar m&#305;? 
Atat&#252;rk: "T&#252;rk Milleti daha dindar olmal&#305;d&#305;r, yani b&#252;t&#252;n sadeli&#287;i ile dindar olmal&#305;d&#305;r, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nas&#305;l inan&#305;yorsam, buna da &#246;yle inan&#305;yorum. &#350;uura muhalif, terakkiye engel hi&#231;bir &#351;ey ihtiva etmiyor. Halbuki T&#252;rkiye istiklalini veren bu Asya milleti i&#231;inde daha kar&#305;&#351;&#305;k, sun'i, bat&#305;l inan&#305;&#351;lardan ibaret bir din daha vard&#305;r. Fakat bu cahiller, bu acizler s&#305;ras&#305; gelince ayd&#305;nlanacaklard&#305;r. E&#287;er &#305;&#351;&#305;&#287;a yakla&#351;amazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmi&#351;ler demektir. Onlar&#305; kurtaraca&#287;&#305;z." (Atat&#252;rk ve Din E&#287;itimi, Ahmet G&#252;rba&#351;, Diyanet &#304;&#351;leri Ba&#351;kanl&#305;&#287;&#305; Yay&#305;nlar&#305;, s.32) 
Atat&#252;rk her y&#246;n&#252;yle oldu&#287;u gibi dindarl&#305;&#287;&#305;yla da milletine en g&#252;zel &#246;rnek olmu&#351;tur. Ulu &#214;nder, dindar ki&#351;ili&#287;inin bir g&#246;stergesi olarak din adamlar&#305;na kar&#351;&#305; her zaman samimi bir &#351;ekilde h&#252;rmetkar olmu&#351; ve sayg&#305; duymu&#351;tur. 
Cumhuriyet'in ilk Diyanet &#304;&#351;leri Ba&#351;kan&#305; R&#305;fat B&#246;rek&#231;i, Atat&#252;rk'&#252;n kendisine duydu&#287;u sayg&#305; ve h&#252;rmeti &#351;&#246;yle anlatm&#305;&#351;t&#305;r: 
"Ata'n&#305;n huzuruna girdi&#287;imde beni ayakta kar&#351;&#305;lard&#305;. Utan&#305;r, ezilir, b&#252;z&#252;l&#252;r, "Pa&#351;am beni mahcup ediyorsunuz" dedi&#287;im zaman "Din adamlar&#305;na sayg&#305; g&#246;stermek M&#252;sl&#252;manl&#305;&#287;&#305;n icaplar&#305;ndand&#305;r." buyururlard&#305;. Atat&#252;rk, &#351;ahsi &#231;&#305;karlar&#305; i&#231;in kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlar&#305;n&#305; sevmezdi." (Atat&#252;rk ve Din E&#287;itimi - Ahmet G&#252;rta&#351; - Diyanet &#304;&#351;leri Bakanlar&#305; Yay&#305;nlar&#305; s.12) 
Atat&#252;rk Kuran okutulmas&#305;na da son derece &#246;nem vermi&#351;tir. Haf&#305;z Zeki &#199;a&#287;larman Atat&#252;rk'&#252;n bu y&#246;n&#252;n&#252; &#351;&#246;yle anlatm&#305;&#351;t&#305;r: 
"Atat&#252;rk'&#252;n k&#305;z karde&#351;i Makbule Han&#305;m'la uzun y&#305;llar kom&#351;uluk yapt&#305;k. Her y&#305;l Ramazan ay&#305; yakla&#351;&#305;nca Atat&#252;rk k&#305;z karde&#351;ine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmay&#305; ihmal etme"der ve hatim okuyacak haf&#305;za hediye edilmek &#252;zere bir zarf i&#231;erisinde para verirdi." (Din Toplum ve Kemal Atat&#252;rk, Erc&#252;ment Demirer, s.10) </description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 15:41:41 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1480018-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1480018</link>
    </item>
    <item>
      <title>ATAT&#220;RK ile ilgili anektodlar</title>
      <description>Ya&#351;l&#305; Nine

Gazi, &#231;iftli&#287;inde dola&#351;&#305;p hava al&#305;rken olduk&#231;a ya&#351;l&#305; bir kad&#305;na rastlad&#305;k. Atat&#252;rk attan inerek bu ihtiyar kad&#305;n&#305;n yan&#305;na sokuldu:
-Merhaba nine.
Kad&#305;n Ata'n&#305;n y&#252;z&#252;ne bakarak hafif bir sesle:
-Merhaba, dedi.
-Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kad&#305;n &#351;&#246;yle bir duralay&#305;p:
-Neden sordun ki, dedi. Buralar&#305;n sab&#305;s&#305; m&#305;s&#305;n? Yoksa bek&#231;isi mi?
Pa&#351;a g&#252;l&#252;msedi.
-Ne sahibiyim, ne de bek&#231;isiyim nine. Bu topraklar T&#252;rk milletinin mal&#305;d&#305;r. Buran&#305;n bek&#231;isi de T&#252;rk milletinin kendisidir. &#350;imdi nereden gelip nereye gitti&#287;ini s&#246;yleyecek misin?
Kad&#305;n ba&#351;&#305;n&#305; sallad&#305;:
-Tabii s&#246;yleyece&#287;im, ben Sincan'&#305;n k&#246;ylerindenim bey, otun g&#252;&#231; bitti&#287;i, at&#305;n ge&#231; yeti&#351;di&#287;i kavruk k&#246;ylerinden birindeyim. Bizim m&#305;htar bana bilet ald&#305; trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
-Muhtar ni&#231;in Ankara'ya g&#246;nderdi seni?
-Gazi Pa&#351;am&#305;z&#305; g&#246;rmem i&#231;in. Ba&#351;&#305;n&#305; pek a&#287;r&#305;tt&#305;m da .... Benim iki o&#287;lum gavur harbinde &#351;ehit d&#252;&#351;t&#252;. Memleketi gavurdan kurtaran ki&#351;iyi bir kez g&#246;rmeden &#246;lmeyeyim diye hep dua ettim durdum. R&#252;yalar&#305;ma girdi Gazi Pa&#351;a. Ben de g&#252;n demeyip m&#305;htara anlat&#305;nca, o da bana bilet al&#305;verip
sald&#305; Angara&#8217;ya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemedi&#287;imden i&#351;te a&#287;&#351;amdan belli b&#246;yle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
-Senin Gazi Pa&#351;a'dan ba&#351;ka bir iste&#287;in var m&#305;?
Kad&#305;n&#305;n birden y&#252;z&#252; sertle&#351;ti.
-T&#246;vbe de bey, t&#246;vbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatan&#305;m&#305;z&#305; gurtard&#305;. Bizi d&#252;&#351;man&#305;n elinden kurtard&#305;. &#350;ehitlerimizin mezarlar&#305;n&#305; onlara &#231;i&#287;netmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde &#351;imdi istedi&#287;imiz gibi ya&#351;&#305;yoruz. &#350;unun bunun gavur d&#246;l&#252;n&#252;n k&#246;pe&#287;i olmaktan onun sayesinde kurtulmad&#305;k m&#305;? Buralara bir defa y&#252;z&#252;n&#252; g&#246;rmek, ona sa&#287;ol pa&#351;am! demek i&#231;in d&#252;&#351;t&#252;m. Onu g&#246;rmeden &#246;l&#252;rsem g&#246;zlerim a&#231;&#305;k gidecek.
Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yard&#305;m ediver de Gazi Pa&#351;a&#8217;y&#305; bulaca&#287;&#305;m yeri deyiver.
Atat&#252;rk'&#252;n g&#246;zleri dolu dolu olmu&#351;tu, &#231;ok duyguland&#305;&#287;&#305; her halinden belliydi. Bana d&#246;nerek:
-G&#246;r&#252;yorsun ya G&#246;k&#231;en, i&#351;te bu bizim insan&#305;m&#305;zd&#305;r... Benim k&#246;yl&#252;m,benim vefal&#305; T&#252;rk anamd&#305;r bu.
Attan indim. Ya&#351;l&#305; kad&#305;n&#305;n elini tuttum:
-Anac&#305;&#287;&#305;m dedim, sen g&#246;kte arad&#305;&#287;&#305;n&#305; yerde buldun, r&#252;yalar&#305;n&#305; s&#252;sleyen, seni buralara kadar ko&#351;turan Gazi Pa&#351;a yani Atat&#252;rk i&#351;te kar&#351;&#305;nda duruyor.
K&#246;yl&#252; kad&#305;n bu s&#246;zleri duyunca &#351;a&#351;k&#305;na d&#246;nd&#252;. Elindeki de&#287;ne&#287;i yere f&#305;rlat&#305;p, Atat&#252;rk'&#252;n ellerine sar&#305;ld&#305;. G&#246;r&#252;lecek bir manzarayd&#305; bu. &#304;kisi de a&#287;l&#305;yordu. &#304;ki T&#252;rk insan&#305; biri kurtar&#305;c&#305;, biri kurtar&#305;lan, ana o&#287;ul gibi sarma&#351; dola&#351; a&#287;l&#305;yorlard&#305;. Ya&#351;l&#305; kad&#305;n belki on defa &#246;pt&#252; atan&#305;n ellerini. Ata da onun ellerini &#246;pt&#252;. Sonra heybesinden k&#252;&#231;&#252;k bir paket &#231;&#305;kartt&#305;. Daha do&#287;rusu beze sar&#305;lm&#305;&#351; bir k&#246;y peyniri. Bunu Atat&#252;rk'e uzatt&#305;:
-Tek ine&#287;imim s&#252;t&#252;nden kendi ellerimle yapt&#305;m Gazi Pa&#351;a, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yap&#305;p getiririm.
Pa&#351;a hemen orada bezi a&#231;&#305;p peyniri yedi. &#199;ok be&#287;endi&#287;ini s&#246;yledi.
Sonra birlikte k&#246;&#351;ke kadar gittik. Oradakilere &#351;u emri verdi:
-Bu anam&#305;z&#305; al&#305;n, burada iki g&#252;n konuk edin. Sonra k&#246;y&#252;ne g&#246;t&#252;r&#252;n. Giderken de kendisine benim b&#252;t&#231;emden &#252;&#231; inek verin arma&#287;an&#305;m olsun.


B&#252;y&#252;k adam &#246;l&#252;nce

Sene 1938, on kas&#305;m...

&#304;stanbul &#252;niversite'sinde saat 9'u 5 ge&#231;enin me&#351;um haberi duyulmu&#351;... Bir alman profes&#246;r var, hukuk fak&#252;ltesinde, o da duymu&#351;, &#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;. Derse girsin mi, girmesin mi bir t&#252;rl&#252; karar veremiyor. O s&#305;rada akl&#305;na rekt&#246;re m&#252;racaat etmek gelir. Kalkar, yan&#305;na gider. Aralar&#305;nda &#351;u konu&#351;ma ge&#231;er:

-efendim, m&#252;tereddidim. Acaba ne yapsam?

-sizde b&#246;yle b&#252;y&#252;k bir adam &#246;l&#252;nce ne yaparlarsa, onu yap&#305;n. 

&#304;&#351;te o zaman alman profes&#246;r kollar&#305;n&#305; iki yana sark&#305;tarak:

-bizde bu kadar b&#252;y&#252;k bir adam &#246;lmedi ki... Der. 



Sen kimsin ?

Dumlup&#305;nar sava&#351;&#305; kazan&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. D&#252;&#351;man askerleri geri &#231;ekilmektedir. Afyonkarahisar hatlar&#305; &#231;&#246;z&#252;l&#252;nce birka&#231; yunan esiri geceleyin mustafa kemal'in &#231;ad&#305;r&#305;na getirilmi&#351;ti. Bunlardan biri zafer kazanm&#305;&#351; kumandan&#305;n do&#287;up b&#252;y&#252;m&#252;&#351; oldu&#287;u selanik'ten gelmi&#351;ti. Y&#252;z&#252; kendisine yabanc&#305; gelmemi&#351;ti. &#220;niformas&#305;nda hi&#231; bir i&#351;aret yoktu. Mustafa kemal'e sordu:

-binba&#351;&#305;m&#305;s&#305;n&#305;z?
-hay&#305;r. 
-kaymakam m&#305;?
-hay&#305;r. 
-miralay m&#305;?
-hay&#305;r. 
-ferik mi?
-hay&#305;r. 
-peki nesiniz o halde?
-ben mare&#351;al ve t&#252;rk ordular&#305; ba&#351;kumandan&#305;'y&#305;m. &#350;a&#351;- k&#305;nl&#305;ktan a&#287;z&#305; a&#231;&#305;k kalan yunan, kekeler:
-ben ba&#351;kumandan&#305;n sava&#351; hatt&#305;na bu kadar yak&#305;n bir yerde dola&#351;mas&#305;n&#305; i&#351;itmi&#351; de&#287;ilim de... 



K&#305;rk as&#305;rl&#305;k t&#252;rk yurdu

1923 senesinin mart&#305;n&#305;n onbe&#351;inci pazar g&#252;n&#252;yd&#252;. Atat&#252;rk, adana istasyonunda trenden inmi&#351;;sa&#287;&#305; solu dolduran halk&#305;n co&#351;kun alk&#305;&#351;lar&#305;:"ya&#351;a, varol!"sesleri aras&#305;nda yaya olarak &#351;ehre gidiyordu. 

Yar&#305; yolda karalar giymi&#351; bir kad&#305;n, kalabal&#305;&#287;&#305; g&#246;ze &#231;arpt&#305;;sonra onlar&#305;n aras&#305;ndan iki&#351;er levha ta&#351;&#305;yan d&#246;rt gen&#231; k&#305;z &#231;&#305;kt&#305;;atat&#252;rk'&#252;n &#246;n&#252;nde durdular, arkalar&#305;nda bir k&#305;z daha g&#246;r&#252;nd&#252; ve &#246;n&#252;ne ge&#231;ti. H&#305;&#231;k&#305;r&#305;klar, iniltiler ve yalvar&#305;&#351;larla dolu bir nutuk s&#246;ylemeye ba&#351;lad&#305;. Bu gen&#231; k&#305;z&#305;n &#351;ahs&#305;n da hen&#252;z esir bulunan iskenderun'lu antakya'n&#305;n t&#252;rk olan b&#252;t&#252;n halk&#305;;"bizi de kurtar!"diye yalvar&#305;yordu. 

Herkesin g&#246;zleri ya&#351;arm&#305;&#351;t&#305;; h&#305;&#231;k&#305;r&#305;klar&#305;n&#305; tutama-yanlar vard&#305;. 

Atat&#252;rk'&#252;n de g&#246;zleri nemliydi ve ba&#351;&#305; e&#287;ilmi&#351; gibiy-di. Gen&#231; k&#305;z&#305;n nutku bitince, anl&#305; y&#252;kseldi;mavi g&#246;zlerinde ve pembe y&#252;z&#252;nden bir &#231;elik par&#305;lt&#305;s&#305; g&#246;r&#252;ld&#252;. Her kelimesi &#252;zerinde kuvvetle durarak:

-k&#305;rk as&#305;rl&#305;k t&#252;rk yurdu yabanc&#305; elinde kalamaz! Dedi. 

On alt&#305; y&#305;l sonra hatay davas&#305;n&#305;n en heyecanl&#305; g&#252;nlerinde hasta ve bitkin olmas&#305;na, mutlak istirahat tavsiyesine ra&#287;men, hatay'a yak&#305;n olmak i&#231;in tekrar adana'ya gitti. D&#246;rt saat ayakta durmak ve &#231;al&#305;&#351;mak gibi ola&#287;an&#252;st&#252; metanet g&#246;sterdi. Hatay kurtuldu, fakat atat&#252;rk'&#252; kaybettik. 

&#304;smail habib bu bahsi &#351;&#246;yle bitirir:

"hatay, hatay!... Seni kurtaran ayn&#305; zamanda senin &#351;ehidin oldu. " 



ASKERLE G&#220;RE&#350; 

Bir gezisinde, Kolordu binas&#305;n&#305;n kap&#305;s&#305;nda aslan yap&#305;l&#305; bir Mehmet&#231;ik g&#246;rd&#252;. &#199;a&#287;&#305;rd&#305; ve g&#252;ler y&#252;zle sordu: 
- Sen g&#252;re&#351; bilir misin? 

Yan&#305;ndakilerden en kuvvetli g&#246;r&#252;nenlerle Mehmet&#231;i&#287;i g&#252;re&#351;tirdi. Gen&#231; asker her zaman &#252;st&#252;n geliyordu. &#199;ok ne&#351;elendi, aya&#287;a f&#305;rlad&#305;. 

Ceketini &#231;&#305;kar&#305;p Mehmet'e ense tuttu: 
- Haydi, bir de benimle g&#252;re&#351;! 

Kat&#305;ks&#305;z ve temiz Anadolu &#231;ocu&#287;u Ata's&#305;n&#305;n y&#252;z&#252;ne hayranl&#305;kla bakt&#305;: 
- "Atam," dedi. "Senin s&#305;rt&#305;n&#305; yedi d&#252;vel yere getiremedi. Bir Mehmet mi bu i&#351;i ba&#351;ar&#305;r?" 

G&#246;zleri doldu ve a&#287;lamamak i&#231;in g&#252;lmeye &#231;al&#305;&#351;t&#305;. 



KAHRAMAN T&#220;RK KADINI 

17Mart 1923 Tarsus: 

Mustafa Kemal &#304;stasyon'dan &#351;ehre do&#287;ru, bir s&#252;re yaya olarak y&#252;r&#252;d&#252;. O'nu g&#246;rmek i&#231;in sabahtan itibaren yollar&#305; dolduran Tarsuslular&#305;n aras&#305;ndan ne&#351;e ile selamlar vererek, ilerledi. O s&#305;rada ans&#305;z&#305;n bir olayla kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;. 

Milli M&#252;cadele'deki &#231;ete giysili bir kad&#305;n, Atat&#252;rk'&#252;n yolunu keserek aya&#287;&#305;na kapand&#305;. G&#246;zya&#351;lar&#305;yla &#351;&#246;yle hayk&#305;r&#305;yordu: 
- "Bast&#305;&#287;&#305;n topra&#287;a kurban olay&#305;m Pa&#351;am!" 
Mustafa Kemal onu yerden kald&#305;rmak i&#231;in e&#287;ilirken kula&#287;&#305;na bu kad&#305;n&#305;n Kurtulu&#351; Sava&#351;&#305;nda cephelerde &#231;arp&#305;&#351;m&#305;&#351; olan (Adile &#199;avu&#351;) oldu&#287;unu f&#305;s&#305;ldad&#305;lar. 

G&#246;zlerinden iki damla ya&#351; d&#252;&#351;en Mustafa Kemal, bu g&#252;ne&#351;ten y&#252;z&#252; yanm&#305;&#351; kad&#305;n&#305;n elinden tutup aya&#287;a kald&#305;rd&#305; ve ona &#351;&#246;yle seslendi: 
- "Kahraman T&#252;rk kad&#305;n&#305;! Sen yerlerde s&#252;r&#252;nmeye de&#287;il, omuzlar &#252;zerinde y&#252;kselmeye lay&#305;ks&#305;n." 




Vatan Topra&#287;&#305; Temizdir.

Kral Edward &#304;stanbul'a geldi&#287; zaman yat&#305;ndan bir motora binerek Dolmabah&#231;e Saray&#305;'na yana&#351;t&#305;. Atat&#252;rk'te r&#305;ht&#305;mda onu bekliyordu. Deniz dalgal&#305;yd&#305; ve kral&#305;n bindi&#287;i motor inip &#231;&#305;k&#305;yordu. Kral r&#305;ht&#305;ma &#231;&#305;kmak istedi&#287;inde eli yere de&#287;idi ve tozland&#305;, o s&#305;rada Atat&#252;rk'te elini uzatm&#305;&#351; kral&#305; r&#305;ht&#305;ma &#231;ekmek i&#231;in hamle yapm&#305;&#351;t&#305;.
Bunu g&#246;ren kral elini mendille silmek istedi&#287;i bir anda Atat&#252;rk:

- Vatan&#305;m&#305;n topra&#287;&#305; temzidir, o elinizi kirletmez! diyerek, kral&#305;n elinden tutp r&#305;ht&#305;ma &#231;&#305;kar&#305;verdi.



Atat&#252;rk ve k&#246;yl&#252;


Atat&#252;rk, s&#305;k s&#305;k memleketi dola&#351;an bir liderdi. &#199;ift&#231;i ile konu&#351;ur; i&#351;&#231;i, sanatkar, esnaf ile konu&#351;ur. Memleketin derdini arar bulur. Meclise getirir, milletvekillerinden, bakanlardan hesap sorard&#305;. 
&#304;&#351;te b&#246;yle yurt gezilerinden birinde orta anadolu'da tarlas&#305;nda &#231;ift s&#252;ren bir &#231;ift&#231;i ile kar&#351;&#305;la&#351;m&#305;&#351;t&#305;r. 
- kolay gele, bereketli ola a&#287;a. 
- allah raz&#305; olsun bey. 
- hayrola a&#287;a, &#246;k&#252;z&#252;n teki ne oldu?
- devlete borcumuz vard&#305; bey, icra kap&#305;m&#305;z&#305; &#231;al&#305;nca &#231;aresiz kald&#305;k, koca &#246;k&#252;z&#252; sat&#305;p borcumuzu &#246;dedik. 
- "sa&#287;l&#305;k olsun a&#287;a" diyerek konu&#351;mas&#305;n&#305; k&#305;sa kesmi&#351;tir. 

&#199;ift&#231;inin ad&#305; halil a&#287;a idi. Atat&#252;rk'&#252;n yan&#305;ndakiler, i&#231;i&#351;leri bakan&#305; &#351;&#252;kr&#252; kaya, salih bozok, k&#305;l&#305;&#231; ali, husrev gerede, emir subay&#305; resuhi bey, daha bir ka&#231; yak&#305;n&#305; vard&#305;. Y&#252;r&#252;yorlard&#305;. Atat&#252;rk d&#252;&#351;&#252;nceli idi. Salih bozok'u yan&#305;na &#231;a&#287;&#305;rd&#305;. Salih, yar&#305;n sabah git halil a&#287;ay&#305; bul, bana getir. Benim kim oldu&#287;umu sorarsa, bizim bey seni bir kahve i&#231;meye &#231;a&#287;&#305;r&#305;yor de. 

Ertesi g&#252;n; salih bozok halil a&#287;ay&#305; bulmu&#351;, yan&#305;na getirmi&#351;tir. Atat&#252;rk aya&#287;a kalkarak; &#252;buyur halil a&#287;a&#252; deyip bir sandalye g&#246;stermi&#351;tir. Zaman&#305;n ba&#351;bakan&#305; ismet in&#246;n&#252; de salonda bulunuyordu ve olanlardan habersizdi. Atat&#252;rk halil a&#287;aya d&#246;nerek; "halil a&#287;a, anlat &#351;u vergi i&#351;ini bir daha" demi&#351;ti. 

Halil a&#287;a, vergi borcunu, icray&#305;, sat&#305;lan &#246;k&#252;z&#252;n&#252; tekrar anlatt&#305;. Atat&#252;rk ka&#351;lar&#305;n&#305; &#231;atarak ismet pa&#351;a ve &#351;&#252;kr&#252; kaya'ya d&#246;nerek; "arkada&#351;lar, biz istiklal sava&#351;&#305;n&#305; halil a&#287;an&#305;n &#246;k&#252;z&#252;n&#252; icra yoluyla satal&#305;m diye yapmad&#305;k. Bu memlekette adaleti, vatanda&#351;&#305; b&#246;yle mi koruyaca&#287;&#305;z. Gerekirse vergi borcu ertelenebilir. K&#246;yl&#252;n&#252;n &#231;ift s&#252;rd&#252;&#287;&#252; &#246;k&#252;z&#252; elinden al&#305;nmaz. "

Halil a&#287;a "sen atat&#252;rk pa&#351;ams&#305;n galiba, beni ba&#287;&#305;&#351;la, kusur ettim" diye yalvaracak oldu. 

"sana g&#252;le g&#252;le halil a&#287;a, sen bizim g&#246;z&#252;m&#252;z&#252; a&#231;t&#305;n" diye halil a&#287;ay&#305; ayakta u&#287;urlam&#305;&#351;t&#305;. Atat&#252;rk t&#252;rk k&#246;yl&#252;s&#252;n&#252;n borcu konusunda &#231;ok titiz davranm&#305;&#351;t&#305;r. 



Hakiki insan

Atat&#252;rk, muhtelif vesilelerle maiyetinde &#231;al&#305;&#351;an kimselerin samimiyet ve sadakatlar&#305;n&#305; imtihan etmesini gayet iyi bilirdi. &#304;nsanlar&#305;n halet-i ruhiyesini, niyet ve emellerini te&#351;his ve temyiz etetmekte &#351;elaleler sa&#231;an bir zekaya malikti. 

O b&#252;y&#252;k insan, bir gece &#231;ankaya k&#246;&#351;k&#252;ndeki bir ziyafette devrin vekillerinden maruf bir zata &#351;&#246;yle bir sual sorar :

- beni hakikaten sever misiniz ?

Muhatab&#305; hemen cevab&#305; yap&#305;&#351;t&#305;r&#305;r :

- sevmek ne kelime atam, tapar&#305;m !"

- peki her dedi&#287;imi de yapar m&#305;s&#305;n&#305;z ?

- derhal

Atak&#252;rk, bu s&#246;z &#252;zerine belinden tabancas&#305;n&#305; &#231;&#305;kar&#305;r ona uzat&#305;r. 

- &#246;yleyse, al tabancam&#305;, s&#305;k kafana... "

- aman atam der, herhalde benimle &#351;aka ediyorsunuz. Benim &#246;lmemi istemezsiniz. Meseleyi anlayan atat&#252;rk, yeleleri kabaran bir aslan mehabetiyle d&#305;&#351;arda hizmet eden askeri yan&#305;na &#231;a&#287;&#305;r&#305;p ayn&#305; sualleri sorup, cevab&#305;n&#305; ald&#305;ktan sonra, kar&#351;&#305;s&#305;nda toroslardan kopmu&#351; bir kaya par&#231;as&#305; gibi duran bu ba&#287;r&#305; yan&#305;k anadolu &#231;ocu&#287;una tabancas&#305;n&#305; uzat&#305;p kafas&#305;na s&#305;kmas&#305;n&#305; emreder. Aslan mehmet&#231;ik, bu emri bilateredd&#252;t yerine getirir, fakat kendisine bir &#351;ey olmaz. &#199;&#252;nk&#252;, atat&#252;rk, daha &#246;nce tabancas&#305;ndaki merminin kur&#351;ununu &#231;&#305;karm&#305;&#351;t&#305;r. 

&#304;&#351;te o zaman, atat&#252;rk yan&#305;ndakilere &#351;&#246;yle der :"

- beni ve vatan&#305; seven hakiki insan&#305; g&#246;rd&#252;n&#252;z m&#252; ?






</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 14:55:30 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1479849-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1479849</link>
    </item>
    <item>
      <title>i&#231;imizden biri ATAT&#220;RK</title>
      <description>Arkada&#351;lar elimde "i&#231;imizden biri ATAT&#220;RK" isimli, Ara&#351;t&#305;rmac&#305; Yazar Prof.&#304;lknur G&#220;NT&#220;RK&#220;N KALIP&#199;I taraf&#305;ndan d&#252;zenlenmi&#351; panelin tam metni var... uzun oldu&#287;undan burada &#351;imdilik bir k&#305;sm&#305;n&#305; &#246;rnek olarak veriyorum... 
15 sayfa ve i&#231;inde &#231;ok &#231;ok &#246;nemli bilgiler var... okumak biraz zaman&#305;n&#305;z&#305; alacak ama nelerle kar&#351;&#305;la&#351;acaks&#305;n&#305;z...buna de&#287;er... 

ve tamam&#305; a&#351;a&#287;&#305;daki linkte 

.............Y&#305;l 1938, General McArthur&#8217;un en zor, en problemli, en buhranl&#305; d&#246;nemi. Birden &#231;ok s&#305;k&#305;l&#305;r ve yan&#305;nda duran y&#252;zyirmiden fazla ki&#351;iye d&#246;ner ve aynen &#351;&#246;yle der: 
.............&#8220;&#350;u anda hi&#231;birinizi de&#287;il, b&#252;y&#252;k istidad&#305; ile Mustafa Kemal&#8217;i g&#246;rmek i&#231;in neler vermezdim&#8221; dedirten o b&#252;y&#252;k &#246;zlemi ve onu olu&#351;turabilen Mustafa Kemal&#8217;i. 
.............Yada, y&#305;l 1938. Bir &#304;ran&#8217;l&#305; &#351;air bir Tahran gazetesine &#246;l&#252;m&#252; &#252;zerine bir &#351;iir yazar. &#304;&#351;te o &#351;iirin iki m&#305;sras&#305;n&#305; sizlerle payla&#351;mak istiyorum. Diyorki; 
.............&#8220;Allah bir &#252;lkeye yard&#305;m etmek isterse onun elinden tutmak isterse ba&#351;&#305;na Mustafa Kemal gibi lider getirir.&#8221; dizelerindeki bu k&#305;skan&#231;l&#305;&#287;&#305; olu&#351;turabilen Mustafa Kemal. 

..............Y&#305;l 1976, UNESCO &#252;yelerine bir &#246;neriyle gelir. &#214;neri paketindeki bir c&#252;mleyi sizlere okumak istiyorum. Diyorki &#8221;Bu g&#252;n UNESCO&#8217;nun &#252;zerinde &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305; b&#252;t&#252;n projelerin isim babas&#305; Mustafa Kemal&#8217;dir.&#8221; &#214;neri nedir ? &#214;neri ise onun do&#287;umunun y&#252;z&#252;nc&#252; y&#305;l&#305;nda, 152 &#252;yesi vard&#305; UNESCO&#8217;nun 152 &#252;lkenin devletleri ayn&#305; anda kutlas&#305;n &#246;nerisidir. Birden &#304;sve&#231; delegesi aya&#287;a kalkar ve &#351;&#246;yle s&#246;yler: 
.............&#8220;Ne yani d&#252;nyada bu kadar devlet adam&#305; var hepsinin do&#287;um g&#252;n&#252;n&#252; b&#246;yle kutlayacak m&#305;y&#305;z?&#8221; &#351;eklindeki kinayeli s&#246;zlerine, Rus delegesi aya&#287;a f&#305;rlar yumru&#287;unu masaya vurur ve 152 &#252;lkenin delegelerine aynen &#351;&#246;yle s&#246;yler; 
.............&#8221;Gen&#231; delege arkada&#351;&#305;m hat&#305;rlatmak isterim ki ATAT&#220;RK &#246;yle d&#252;nyadaki herhangi bir lider de&#287;ildir, b&#305;rak&#305;n onu bir y&#305;l anmay&#305; her &#252;lke her problemimizde &#231;are olarak aramal&#305;y&#305;z&#8221; s&#246;zlerini d&#246;kt&#252;rtebilen bir Mustafa Kemal. Sonra nemi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tekdir hi&#231; negatif oy yok, hi&#231; &#231;ekimser oy yok 152 &#252;lke &#351;u metne imza atar; hani &#304;sve&#231; delegesi demi&#351;ti ya &#8220;ne yani&#8221; diye. O &#304;sve&#231; delegesi bu imzan&#305;n at&#305;ld&#305;&#287;&#305; g&#252;n mikrofona gelir ve aynen &#351;unlar&#305; s&#246;yler; 
.............&#8221;Ben ATAT&#220;RK&#8217;&#252; inceledim b&#252;t&#252;n &#252;lkelerden &#246;z&#252;r diliyor ilk imzay&#305; ben at&#305;yorum&#8221; diyecektir. 

.............&#304;&#351;te o muhte&#351;em belge diyor ki; 

&#8220; ATAT&#220;RK K&#304;MD&#304;R; ATAT&#220;RK ULULARARASI ANLAYI&#350;, &#304;&#350;B&#304;RL&#304;&#286;&#304;, BARI&#350; YOLUNDA &#199;ABA G&#214;STERM&#304;&#350; &#220;ST&#220;N K&#304;&#350;&#304;, OLA&#286;AN&#220;ST&#220; DEVR&#304;MLER GER&#199;EKLE&#350;T&#304;RM&#304;&#350; B&#304;R &#304;NK&#304;LAP&#199;I, S&#214;M&#220;RGEC&#304;L&#304;K VE YAYILMACILI&#286;A KAR&#350;I SAVA&#350;AN &#304;LK &#214;NDER, &#304;NSAN HAKLARINA SAYGILI, D&#220;NYA BARI&#350;ININ &#214;NC&#220;S&#220;, B&#220;T&#220;N YA&#350;AMI BOYUNCA &#304;NSANLAR ARASINDA RENK, D&#304;L, D&#304;N, IRK AYIRIMI G&#214;STERMEYEN, E&#350;&#304; OLMAYAN DEVLET ADAMI, T&#220;RK&#304;YE CUMHUR&#304;YET&#304;N&#304;N KURUCUSU&#8221; 

.............Var m&#305; b&#246;yle bir metin! Bir filozof derki &#8220;bir &#252;lke i&#231;in k&#305;stas arad&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman o &#252;lkenin en b&#252;y&#252;k liderini g&#246;zden ge&#231;irin&#8221; &#351;u anda k&#305;stas arayan &#252;lkelere san&#305;yorum bundan daha iyi bir metin g&#246;steremeyiz. &#304;&#351;te bu metin 152 &#252;lke taraf&#305;ndan imzalanm&#305;&#351;t&#305;r. E&#351;i olmayan devlet adam&#305; metni. Peki daha sonra ne olmu&#351;tur; 151 &#252;lkede hemen hemen bir y&#305;l boyunca her yerde bu metni g&#246;rebiliriz, soruyorsunuz bana o bir &#252;lke kim? &#304;&#351;te o &#252;lkenin ad&#305;n&#305; vermeye benim dilim maalesef varm&#305;yor. 

.............Hadi gelin Haiti&#8217;ye gidelim. Y&#305;l 1996, Haiti Cumhurba&#351;kan&#305; &#246;l&#252;r. Bir vasiyet b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;r. Haiti&#8217;ye bakt&#305;m haritada bir kutup kadar uzak &#252;lke. Haiti Cumhurba&#351;kan&#305; 1996 da &#246;ld&#252;&#287;&#252;nde vasiyeti a&#231;&#305;l&#305;r. Vasiyetinde mezar ta&#351;&#305;na yaz&#305;lmas&#305; i&#231;in bir metin b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;r. Haiti Cumhurba&#351;kan&#305;n&#305;n bug&#252;n mezar ta&#351;&#305;nda yazan hitabeyi sizlere okumak istiyorum. Diyorki &#8220;B&#252;t&#252;n &#246;mr&#252;m boyunca T&#252;rkiye&#8217;nin lideri Mustafa Kemal ATAT&#220;RK&#8217;&#252; anlam&#305;&#351; ve uygulam&#305;&#351; olmaktan dolay&#305; mutlu &#246;ld&#252;m&#8221; 

.............Bir &#304;ngiliz gazeteci ATAT&#220;RK&#8217;le bir r&#246;portaj yapar. R&#246;portaj&#305;n&#305; Amerikan B&#252;y&#252;k K&#252;t&#252;phanesinden bulup getirttim ve bir yerinde Mustafa Kemal&#8217;e &#351;&#246;yle sorar gazeteci; &#8221;Birle&#351;mi&#351; Milletlere &#252;ye olmay&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yor musunuz?&#8221; Mustafa Kemal&#8217;in cevab&#305; aynen &#351;&#246;yle: 
.............&#8220;&#350;artlar&#305;m&#305;z&#305; koyar&#305;z. Kabullerine ba&#287;l&#305;. Biz m&#252;racaat etmeyiz &#252;ye olmak i&#231;in. E&#287;er davet gelirse d&#252;&#351;&#252;n&#252;r&#252;z&#8221;. Evet, Birle&#351;mi&#351; Milletler sadece T&#252;rkiye&#8217;yi davet edebilmek i&#231;in yasas&#305;n&#305; de&#287;i&#351;tirir ve ilk davet edilen &#252;lke olur Mustafa Kemal&#8217;in &#252;lkesi, T&#252;rkiyesi Birle&#351;mi&#351; Milletlere. San&#305;yorum ondan feyz alaca&#287;&#305;m&#305;z &#231;ok &#351;ey var asl&#305;nda Mustafa Kemal&#8217;den. Ama bu arada 2005&#8217;de daha yeni iki &#252;&#231; g&#252;n &#246;nce yabanc&#305; gazeteyi okuyorum. S&#252;rman&#351;et b&#252;y&#252;k puntolarla &#351;u ba&#351;l&#305;&#287;&#305; atm&#305;&#351; &#8220;Bu g&#252;n Ortado&#287;u&#8217;ya d&#252;zinelerle ATAT&#220;RK laz&#305;m&#8221;. dedim yazara ATAT&#220;RK &#8216;&#252; hi&#231; tan&#305;m&#305;yor herhalde. D&#252;zineye hi&#231; gerek yok tek bir tanesi de yeterdi asl&#305;nda.</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 14:48:55 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1479816-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1479816</link>
    </item>
    <item>
      <title>ATAT&#220;RK 'e g&#246;re ATAT&#220;RK</title>
      <description>ATAT&#220;RK'E G&#214;RE ATAT&#220;RK 


&#304;ki Mustafa Kemal vard&#305;r: Biri ben, et ve kemik, ge&#231;ici Mustafa Kemal... &#304;kinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben de&#287;il, bizdir! O, memleketin her k&#246;&#351;esinde yeni fikir, yeni hayat ve b&#252;y&#252;k &#252;lk&#252; i&#231;in u&#287;ra&#351;an ayd&#305;n ve sava&#351;&#231;&#305; bir topluluktur. Ben, onlar&#305;n r&#252;yas&#305;n&#305; temsil ediyorum. Benim te&#351;ebb&#252;slerim, onlar&#305;n &#246;zlemini &#231;ektikleri &#351;eyleri tatmin i&#231;indir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Ge&#231;ici olmayan, ya&#351;amas&#305; ve ba&#351;ar&#305;l&#305; olmas&#305; gereken Mustafa Kemal odur! 


*** 

Beni g&#246;rmek demek, mutlaka y&#252;z&#252;m&#252; g&#246;rmek de&#287;ildir. Benim fikirlerimi, benim duygular&#305;m&#305; anl&#305;yorsan&#305;z ve hissediyorsan&#305;z bu k&#226;fidir. 


*** 

B&#252;y&#252;k &#246;l&#252;lere matem gerekmez, fikirlerine ba&#287;l&#305;l&#305;k gerekir. 

*** 

Ben, manev&#238; miras olarak hi&#231;bir nass-&#305; kat&#305;, hi&#231;bir dogma, hi&#231;bir donmu&#351; ve kal&#305;pla&#351;m&#305;&#351; kural b&#305;rakm&#305;yorum. Benim manev&#238; miras&#305;m, ilim ve ak&#305;ld&#305;r. Benden sonrakiler, bizim a&#351;mak zorunda oldu&#287;umuz &#231;etin ve k&#246;kl&#252; m&#252;&#351;k&#252;l&#226;t &#246;n&#252;nde, belki g&#226;yelere tamamen eremedi&#287;imizi, fakat asla taviz vermedi&#287;imizi, ak&#305;l ve ilmi rehber edindi&#287;imizi tasdik edeceklerdir. Zaman s&#252;ratle d&#246;n&#252;yor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtl&#305;k tel&#226;kkileri bile de&#287;i&#351;iyor. B&#246;yle bir d&#252;nyada, asla de&#287;i&#351;meyecek h&#252;k&#252;mler getirdi&#287;ini iddia etmek, akl&#305;n ve ilmin geli&#351;imini ink&#226;r etmek olur. 


*** 

Benim, T&#252;rk milleti i&#231;in yapmak istediklerim ve ba&#351;armaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;klar&#305;m ortadad&#305;r. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver &#252;zerinde ak&#305;l ve ilmin rehberli&#287;ini kabul ederlerse, manev&#238; miras&#231;&#305;lar&#305;m olurlar. 

*** 

Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini ink&#226;r edenler ve beni yerenler &#231;&#305;kabilir. Hatta bunlar, benim yak&#305;n bildi&#287;im ve inand&#305;klar&#305;m aras&#305;ndan bile olabilir. Fakat, ekti&#287;imiz tohumlar o kadar &#246;zl&#252; ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, M&#305;s&#305;r'dan d&#246;ner dola&#351;&#305;r gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur. 

*** 

Hayat&#305;m&#305;n b&#252;t&#252;n devrelerinde oldu&#287;u gibi, son zamanlar&#305;n buhranlar&#305; ve fel&#226;ketleri aras&#305;nda da bir dakika ge&#231;memi&#351;tir ki, her t&#252;rl&#252; huzur ve istirahatimi, her nevi &#351;ahs&#238; duygular&#305;m&#305; milletin kurtulu&#351;u ve mutlulu&#287;u ad&#305;na feda etmekten zevk duymayay&#305;m. Gerek asker&#238; hayat&#305;m&#305;n ve gerek siyas&#238; hayat&#305;m&#305;n b&#252;t&#252;n devir ve b&#246;l&#252;mlerini i&#351;gal eden m&#252;cadelelerimde daima hareket kural&#305;m, mill&#238; iradeye dayanarak milletin ve vatan&#305;n muhta&#231; oldu&#287;u gayelere y&#252;r&#252;mek olmu&#351;tur. 

*** 

Pek&#226;l&#226; bilirsiniz ki benim b&#252;t&#252;n hayat&#305;mda bu ana kadar g&#252;tt&#252;&#287;&#252;m gaye, hi&#231;bir vakit ki&#351;isel olmam&#305;&#351;t&#305;r. Her ne d&#252;&#351;&#252;nm&#252;&#351; ve her neye giri&#351;mi&#351; isem, daima memleketin, milletin ve ordunun ad&#305;na ve menfaatine olmu&#351;tur. Hi&#231;bir zaman &#351;ahs&#305;m&#305;n &#252;st&#252;nl&#252;&#287;&#252;n&#252; ve sivrilmemi g&#246;z &#246;n&#252;ne almam&#305;&#351;&#305;md&#305;r. 


*** 

Memleket ve milletin kurtulu&#351;u ve mutlulu&#287;u i&#231;in &#231;al&#305;&#351;maktan ba&#351;ka bir maksad&#305;m yoktur. Bu, bir insan i&#231;in k&#226;fi bir sevin&#231; ve haz temin eder. Benimle beraber olan arkada&#351;lar&#305;m, b&#252;t&#252;n vatanda&#351;lar&#305;m da ayn&#305; maksad&#305; takip etmektedirler. &#350;ahs&#238; ve ailev&#238; huzur ve mutlulu&#287;un, milletin huzur ve mutlulu&#287;uyla ayakta durdu&#287;unu, memleketin g&#252;venlik ve dokunulmazl&#305;&#287;&#305;yla m&#252;mk&#252;n oldu&#287;unu ger&#231;ek ve cidd&#238; bir surette anlam&#305;&#351;lard&#305;r. Ben ve benimle beraber olanlar, hedefimizin y&#252;celi&#287;ine, yolumuzun do&#287;rulu&#287;una eminiz. Bunda asla &#351;&#252;phe ve teredd&#252;d&#252;m&#252;z yoktur. Milletimizin, T&#252;rk milletinin yak&#305;n, uzak tarihine l&#252;zumu kadar bilgimiz vard&#305;r, Mazinin derslerini, bug&#252;n&#252;n ve gelece&#287;in hayat&#305; i&#231;in g&#246;z &#246;n&#252;nde tutmak dikkatinden mahrum de&#287;iliz. Yapt&#305;&#287;&#305;m&#305;z hizmetlerle &#246;v&#252;nm&#252;yoruz. Yapaca&#287;&#305;m&#305;z hizmetlerin, iftihar sebebi olabilece&#287;i &#252;midiyle avunuyoruz. 

*** 

(&#199;evresindekilere s&#246;yledi&#287;i bir s&#246;z) : 
Beni &#246;vme s&#246;zlerini b&#305;rak&#305;n&#305;z; gelecek i&#231;in neler yapaca&#287;&#305;z, onlar&#305; s&#246;yleyin! 

*** 

Benim ihtiraslar&#305;m var, hem de pek b&#252;y&#252;kleri; fakat bu ihtiraslar, y&#252;ksek mevkiler i&#351;gal etmek veya b&#252;y&#252;k paralar elde etmek gibi madd&#238; emellerin tatminiyle ilgili bulunmuyor. Ben bu ihtiraslar&#305;m&#305;n ger&#231;ekle&#351;mesini, vatan&#305;ma b&#252;y&#252;k faydalar&#305; dokunacak, bana da gerekti&#287;i gibi yap&#305;lm&#305;&#351; bir vazifenin canl&#305; i&#231; rahatl&#305;&#287;&#305;n&#305; verecek b&#252;y&#252;k bir fikrin ba&#351;ar&#305;s&#305;nda ar&#305;yorum. B&#252;t&#252;n hayat&#305;m&#305;n ilkesi, bu olmu&#351;tur. Ona &#231;ok gen&#231; ya&#351;&#305;mda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu koruyaca&#287;&#305;m. 

*** 

Allah bilir, hayat&#305;mda bug&#252;ne kadar orduya faydal&#305; bir &#252;ye olabilmekten ba&#351;ka vicdan&#238; bir emel edinmedim. &#199;&#252;nk&#252; vatan&#305;n korunmas&#305;, milletin mutlulu&#287;u i&#231;in her &#351;eyden evvel ordumuzun, eski T&#252;rk ordusu oldu&#287;unu d&#252;nyaya bir daha ispat l&#252;zumuna &#231;oktan inanm&#305;&#351; idim. Bu inanca ait emellerimin &#351;iddeti, ihtimal beni pek ziyade a&#351;&#305;r&#305; davran&#305;&#351;l&#305; g&#246;stermi&#351;ti. Fakat zaman, saf ve temiz dima&#287;lardan do&#287;an fikr&#238; ger&#231;ekleri -kabul&#252;nden &#231;ekinilse dahi- uygulatt&#305;r&#305;r. 

*** 

B&#252;t&#252;n vazifelerin &#252;st&#252;nde bizim de bir vicdan&#238; vazifemiz vard&#305;; o da, herkesin sudan bir tak&#305;m vazifeler yapt&#305;&#287;&#305; s&#305;rada hayat&#305;m&#305;z&#305;, varl&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; bu milletin ba&#287;r&#305;na sokarak, onlarla beraber d&#252;&#351;man kar&#351;&#305;s&#305;nda u&#287;ra&#351;mak olmu&#351;tur! 

*** 

Ben vazifemin bitmedi&#287;ini, y&#252;klendi&#287;im sorumlulu&#287;un da y&#252;ksek ve &#231;etin oldu&#287;unu anl&#305;yorum. Arkada&#351;lar, bu vazife bitmeyecektir; ben toprak olduktan sonra da devam edecektir! Ben seve seve, sevine sevine b&#252;t&#252;n varl&#305;&#287;&#305;m&#305; bu kutsal vazifeye verece&#287;im ve onun y&#252;ksek sorumlulu&#287;unu y&#252;klenmekle mesut olaca&#287;&#305;m. Vazifeme ba&#351;ar&#305; ile devam edebilece&#287;im. &#199;&#252;nk&#252; b&#252;y&#252;k milletimizin kalp ve vicdan&#305;nda bana kar&#351;&#305; sars&#305;lmaz bir g&#252;ven ve itimat ta&#351;&#305;makta oldu&#287;unu g&#246;r&#252;yorum. Bu benim i&#231;in b&#252;y&#252;k kuvvettir, b&#252;y&#252;k yetkidir. 

*** 

Biz, e&#287;er millet ve tarih &#246;n&#252;nde herhangi bir hata i&#351;liyorsak, bunun sorumlulu&#287;unu vicdan ve sa&#287;duyumuzda hissetmekten ve &#246;demekten, hi&#231;bir zaman &#231;ekinecek insanlar de&#287;iliz. 

*** 

Millet ve memleketin sayesinde kazan&#305;lan r&#252;tbe ve refah&#305;n bir ehemmiyeti, bir kutsall&#305;&#287;&#305; vard&#305;r. Biz bunlardan, ancak yine bu aziz millet ve memlekete bor&#231;lu oldu&#287;umuz son bir namus vazifesini yapmak i&#231;&#238;n ayr&#305;ld&#305;k. Milletin kendi hayat&#305;n&#305; kurtarmak, kendi me&#351;ru hakk&#305;n&#305; m&#252;dafaa etmek i&#231;in &#231;&#305;kard&#305;&#287;&#305; sese i&#351;tirak etmek, her kendini bilen vatanda&#351;&#305;n vazifesidir. E&#287;er bu millet, bu memleket par&#231;alanacak olursa umum&#238; &#351;erefsizli&#287;in y&#305;k&#305;nt&#305;s&#305; alt&#305;nda, &#351;unun bunun ki&#351;isel &#351;erefi de par&#231;a par&#231;a olur. Biz, o umum&#238; &#351;erefi kurtarabilmek i&#231;in harekete gelen millete ruhumuzla i&#351;tirak ettik, i&#351;tirakimize m&#226;ni olabilecek &#351;ahs&#238; r&#252;tbeleri, mevkileri de umum&#238; &#351;erefi kurtarmaya y&#246;nelik bir gaye u&#287;runa feda ettik. 

*** 

Ben, gerekti&#287;i zaman, en b&#252;y&#252;k hediyem olmak &#252;zere T&#252;rk milletine can&#305;m&#305; verece&#287;im. 

*** 

(Mallar&#305;n&#305; millete ba&#287;&#305;&#351;lamas&#305; nedeniyle s&#246;ylemi&#351;tir) : 
Mal ve m&#252;lk, bana a&#287;&#305;rl&#305;k veriyor. Bunlar&#305;, soylu milletime geri vermekle b&#252;y&#252;k ferahl&#305;k duyuyorum. Zenginlikten ne &#231;&#305;kar; insan&#305;n serveti, kendi manev&#238; &#351;ahsiyetinde olmal&#305;d&#305;r! 

*** 

H&#252;rriyet ve ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k benim karakterimdir. Ben, milletimin ve b&#252;y&#252;k ecdad&#305;m&#305;n en k&#305;ymetli miras&#305;ndan olan ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k a&#351;k&#305; ile yarat&#305;lm&#305;&#351; bir adam&#305;m! &#199;ocuklu&#287;umdan bug&#252;ne kadar ailev&#238;, husus&#238; ve resm&#238; hayat&#305;m&#305;n her safhas&#305;n&#305; yak&#305;ndan tan&#305;yanlarca bu a&#351;k&#305;m bilinir. Bence bir millette &#351;erefin, haysiyetin, namusun ve insanl&#305;&#287;&#305;n yerle&#351;mesi ve ya&#351;amas&#305;, mutlaka o milletin h&#252;rriyet ve ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;&#287;&#305;na sahip olmas&#305;na ba&#287;l&#305;d&#305;r. Ben &#351;ahsen, bu 
sayd&#305;&#287;&#305;m &#246;zelliklere &#231;ok ehemmiyet veririm ve bu &#246;zelliklerin kendimde varl&#305;&#287;&#305;n&#305; iddia edebilmek i&#231;in milletimin de ayn&#305; &#246;zellikleri ta&#351;&#305;mas&#305;n&#305; &#351;art ve esas bilirim. Ben ya&#351;ayabilmek i&#231;in mutlaka ba&#287;&#305;ms&#305;z bir milletin evl&#226;d&#305; 
kalmal&#305;y&#305;m! Bu sebeple mill&#238; ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k, bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdi&#287;i takdirde insanl&#305;&#287;&#305; te&#351;kil eden milletlerden her biriyle medeniyet gere&#287;inden olan dostluk ve siyaset m&#252;nasebetlerini, b&#252;y&#252;k bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazge&#231;inceye kadar amans&#305;z d&#252;&#351;man&#305;y&#305;m! 

*** 

(Savarona yat&#305;nda kabul etti&#287;i Romanya Kral&#305; Karol 'un, g&#246;r&#252;&#351;me s&#305;ras&#305;nda Almanya ile &#199;ekoslovakya aras&#305;ndaki S&#252;det meselesine temas etmesi ve Atat&#252;rk'ten &#199;ekoslovakya Cumhurba&#351;kan&#305; Bene&#351; 'e baz&#305; telkinlerde bulunmas&#305;n&#305; rica etmesi &#252;zerine, g&#246;r&#252;&#351;meyi dinlemekte olan zaman&#305;n D&#305;&#351;i&#351;leri Bakam Tevf&#305;k R&#252;&#351;t&#252; Aras 'a s&#246;yledikleri): 
Majeste Kral'm s&#246;ylediklerini dikkatle dinledim. Benden, bir devlet reisine kendi &#252;lkesinden bir par&#231;ay&#305; Almanlar'a terk etmesini tavsiye etmekli&#287;imi mi istiyorlar? Benim gibi, b&#252;t&#252;n &#246;mr&#252; boyunca yurdunun ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;&#287;&#305; ve b&#238;r kar&#305;&#351; topra&#287;&#305;m ba&#351;kas&#305;na vermemek i&#231;in sava&#351;an bir adam, inan&#231;lar&#305;na ayk&#305;r&#305; bir &#351;eye nas&#305;l arac&#305; olur? G&#246;r&#252;yorum ki Majeste Kral, beni ve karakterimi iyi tan&#305;m&#305;yorlar. 

*** 

&#214;l&#252;me do&#287;ru en &#231;ok at&#305;lanlardan biriyim. Kur&#351;un ve g&#252;lle ya&#287;muru alt&#305;nda bir&#231;ok muharebelere i&#351;tirak ettim. Hatt&#226; &#246;l&#252;m bir defa, kalbimin yan&#305;ndan s&#305;y&#305;rarak ge&#231;ti. Kalbimin &#252;zerinde bir saat vard&#305; ve bu saat, mermi par&#231;as&#305;n&#305;n &#351;iddetini k&#305;rd&#305;. 

*** 

Her zaman tekrar mecburiyetinde kal&#305;yor ve tekrar&#305; da faydal&#305; g&#246;r&#252;yorum ki, e&#287;er ben milletime herhangi bir hizmette bulunmu&#351;sam, e&#287;er ben herhangi bir te&#351;ebb&#252;ste &#246;n ayak olmu&#351;sam, bu hizmet ve te&#351;ebb&#252;s&#252;n temel kayna&#287;&#305;, sayg&#305;lar ve sevgilerle ba&#287;l&#305; oldu&#287;um, bundan sonra da sayg&#305; ve sevgiyle mutluluk ve refah&#305;na varl&#305;&#287;&#305;m&#305;, hayat&#305;m&#305; verece&#287;im aziz milletime, sizlere dayanmaktad&#305;r. Bir millette g&#252;zel &#351;eyler d&#252;&#351;&#252;nen insanlar, fevkal&#226;de i&#351;ler yapmaya kabiliyetli kahramanlar bulunabilir. Ama &#246;yle kimseler yaln&#305;z ba&#351;&#305;na hi&#231;bir &#351;ey olamazlar; me&#287;er ki bir umum&#238; hissin ifadesi, temsilcisi olsunlar! Ben milletimin d&#252;&#351;&#252;nce ve duygular&#305;n&#305; yak&#305;ndan tan&#305;maktan, aziz milletimde g&#246;rd&#252;&#287;&#252;m kabiliyet ve ihtiyac&#305; belirtmekten ba&#351;ka bir &#351;ey yapmad&#305;m. Onun bu kabiliyet ve duygular&#305;n&#305; sezip tan&#305;makla &#246;v&#252;n&#252;yorum. Milletimdeki, bug&#252;nk&#252; zaferleri do&#287;urabilecek &#246;zelli&#287;i g&#246;rm&#252;&#351; olmak... B&#252;t&#252;n bahtiyarl&#305;&#287;&#305;m i&#351;te bundan ibarettir. 

*** 

Arkada&#351;lar&#305;m&#305;z ve milletin b&#252;t&#252;n fertleri gibi, mill&#238; davam&#305;zda benim de eme&#287;im ge&#231;mi&#351; ise, bu &#231;al&#305;&#351;mada i&#351; yapma kuvveti ve ba&#351;ar&#305; varsa, bunu &#351;ahs&#305;ma atfetmeyiniz. Ancak ve ancak b&#252;t&#252;n milletin manev&#238; &#351;ahsiyetine atfediniz. Ben, milletin bu y&#252;ksek, manev&#238; &#351;ahsiyeti i&#231;inde bir na&#231;iz fert olmakla bahtiyar&#305;m. Efendiler, millet b&#252;t&#252;n&#252;yle manev&#238; bir &#351;ah&#305;s halinde ve bir birle&#351;mi&#351; kitle &#351;eklinde belirdi ve bu y&#252;ce birli&#287;i koruyarak ona d&#252;&#351;man olanlar&#305; ortadan kald&#305;rd&#305;. 

*** 

Milletimle yak&#305;ndan ve g&#246;steri&#351;ten uzak kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; g&#246;r&#252;&#351;menin zevkini, bahtiyarl&#305;&#287;&#305;n&#305; anlatamam. Her ne vakit milletimin kar&#351;&#305;s&#305;nda kendimi g&#246;rsem, her ne vakit milletimin fertlerinden birka&#231;&#305;n&#305;n y&#252;z&#252;ne baksam, oradan ruh 
ve vicdan&#305;ma gelen &#305;&#351;&#305;k, benim i&#231;in en k&#305;ymetli bir ilham ve verim alevi oluyor! 

*** 

30 A&#287;ustos'ta sevk ve idare etti&#287;im muharebe, T&#252;rk Milleti'nin yan&#305;mda bulundu&#287;u halde, idare etti&#287;im ilk ve son muharebedir. Bir insan kendini, milletle beraber hissetti&#287;i zaman, ne kadar kuvvetli buluyor bilir misiniz? Bunu tarif m&#252;&#351;k&#252;ld&#252;r. 

*** 

Hayat&#305;mda en b&#252;y&#252;k dayanak ve kuvvetim, vatanda&#351;lar&#305;mdan g&#246;rd&#252;&#287;&#252;m itimat ve destekdir. B&#252;t&#252;n vazifelerimde manev&#238;, vicdan&#238; olan en b&#252;y&#252;k endi&#351;em, emanetinizin h&#252;rmet ve kutsall&#305;&#287;&#305;na devaml&#305; olarak dikkat etmektir. 

*** 

Samim&#238; olarak bu memleketin, bu milletin menfaatine yap&#305;lacak bir i&#351; olsun, ben onu g&#246;z &#246;n&#252;ne almayay&#305;m; bu, m&#252;mk&#252;n de&#287;ildir. Yaln&#305;z, i&#351;in ger&#231;ekten millete menfaati olmal&#305; ve teklifin samim&#238; olarak yap&#305;ld&#305;&#287;&#305;na ben inanmal&#305;y&#305;m. 

*** 

Benim i&#231;in d&#252;nyada en b&#252;y&#252;k mevki ve m&#252;k&#226;fat, milletin bir ferdi olarak ya&#351;amakt&#305;r. E&#287;er Cenab-&#305; Hak beni bunda muvaffak etmi&#351; ise, &#351;&#252;krederim. Bug&#252;n oldu&#287;u gibi &#246;mr&#252;m&#252;n nihayetine kadar milletin hizmetinde olmakla iftihar edece&#287;im. 

*** 

&#350;imdiye kadar millete yapamayaca&#287;&#305;m bir &#351;eyi vaat etmedim. Ben yapaca&#287;&#305;m dedi&#287;im zaman, buna inanmayanlar vard&#305;. Buna ra&#287;men hareket ettim. G&#246;r&#252;yorsunuz ki ba&#351;ard&#305;k. Benim ve benimle &#231;al&#305;&#351;anlar&#305;n g&#252;veni vard&#305;r ki, yeni hedeflerimize de ba&#351;ar&#305;yla varaca&#287;&#305;z. &#350;imdiye kadar s&#246;ylediklerimin ger&#231;ekle&#351;mi&#351; olmas&#305;, b&#252;t&#252;n tasavvurlar&#305;m&#305;n beni yalanlamamas&#305;, milletin cidd&#238; ve samim&#238; olarak bana yard&#305;mc&#305; ve destek olmas&#305;yla m&#252;mk&#252;n olmu&#351;tur. Onun i&#231;in yeni gayelere eri&#351;mek i&#231;in de bu yard&#305;m ve deste&#287;e ihtiyac&#305;m vard&#305;r; onu benden esirgemeyiniz! 

*** 

Benim &#351;an ve &#351;erefimden bahsetmek de hatad&#305;r. &#304;yi dinleyiniz &#246;&#287;&#252;d&#252;m budur ki, i&#231;inizden herhangi bir adam &#231;&#305;kar, &#351;an, &#351;eref davas&#305; g&#252;der ve benzersiz olmak isterse, ba&#351;&#305;n&#305;z&#305;n belas&#305;d&#305;r; ilk &#246;nce kafas&#305; k&#305;r&#305;lacak adam budur! Mensup oldu&#287;um T&#252;rk milletinin &#351;an ve &#351;erefi varsa, benim de bir ferdi olmak s&#305;fat&#305;yla &#351;an&#305;m &#351;erefim vard&#305;r, asla ba&#351;ka de&#287;ilim. 

*** 

Ben zannediyorum ki, millet fertlerinin hi&#231; birinden fazla y&#252;ksekli&#287;e sahip de&#287;ilim. Bende fazla giri&#351;im g&#246;r&#252;ld&#252;yse bu benden de&#287;il, milletin bile&#351;kesinden &#231;&#305;kan bir giri&#351;imdir. Sizler olmasayd&#305;n&#305;z, sizlerin vicdan&#238; e&#287;ilimleriniz bana dayanak noktas&#305; te&#351;kil etmemi&#351; olsayd&#305;; bendeki giri&#351;imlerin hi&#231;biri olmazd&#305;. Millete ait meziyetleri yaln&#305;z &#351;ah&#305;slara b&#305;rakan anlay&#305;&#351;, eski idarelerin sistem ve usul meselesinden do&#287;uyordu. Vaktiyle mevcut devlet ve devletlerin kurulu&#351; &#351;ekli, sadece bir &#351;ahs&#305;n menfaatlerini ve arzular&#305;n&#305; tatmine y&#246;nelmi&#351; idi. &#350;ah&#305;slar&#305;n bu arzu ve emellerine hizmet eden millet, g&#246;sterilen b&#252;y&#252;kl&#252;klerin &#351;erefinden asla pay&#305;n&#305; alamaz, ancak hata ve beceriksizlik olursa onlar millete y&#252;klenirdi. Bug&#252;n bu h&#226;l mevcut de&#287;ilse, millet kendi b&#252;y&#252;kl&#252;&#287;&#252;n&#252; oldu&#287;u gibi d&#252;nyaya g&#246;stermi&#351;se, fazlal&#305;k bende de&#287;il, bug&#252;nk&#252; idarenin niteli&#287;indedir. Bu &#351;ekil mevcut olduk&#231;a, bu mevkie &#231;&#305;kacak herkesin yapaca&#287;&#305; &#351;ey bundan ba&#351;ka t&#252;rl&#252; olamaz. 

*** 

Sizden olan bir &#351;ahsa, sizden fazla ehemmiyet vermek, her &#351;eyi milletin bir ferdinin &#351;ahsiyetinde odakla&#351;t&#305;rmak, ge&#231;mi&#351;e, bug&#252;ne, gelece&#287;e, b&#252;t&#252;n bu zamanlara ait bir toplumun meselelerinin ayd&#305;nlat&#305;lmas&#305; ve belirtilmesini y&#252;ksek bir toplulu&#287;un tek bir &#351;ahsiyetinden beklemek elbette ki l&#226;y&#305;k de&#287;ildir, elbette ki l&#226;z&#305;m de&#287;ildir. 

*** 

Ben d&#252;&#351;&#252;nd&#252;klerimi, sevdiklerime oldu&#287;u gibi s&#246;ylerim. Ayn&#305; zamanda gerekli olmayan bir s&#305;rr&#305; kalbimde ta&#351;&#305;mak kudretinde olmayan bir adam&#305;m. &#199;&#252;nk&#252; ben, bir halk adam&#305;y&#305;m. Ben d&#252;&#351;&#252;nd&#252;klerimi daima halk&#305;n &#246;n&#252;nde s&#246;ylemeliyim. Yanl&#305;&#351;&#305;m varsa halk beni yalanlar. Fakat &#351;imdiye kadar bu a&#231;&#305;k konu&#351;mada halk&#305;n beni yalanlad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rmedim. 

*** 

Ben, ancak daha iyisini yapabildi&#287;im &#351;eyi tahrip edebilirim; yapamayaca&#287;&#305;m &#351;eyi de tahrip edemem. 

*** 

Ben o adam&#305;m ki ordunun memleketi, milleti muhakkak bir neticeye g&#246;t&#252;rebilece&#287;i noktalarda emir veririm. Fakat ilim ve bilhassa sosyal ilim sahas&#305;na dahil i&#351;lerde ben emir vermem. Bu alanda, isterim ki bana bilginler do&#287;ru yolu g&#246;stersinler. Onun i&#231;in, siz kendi ilminize, k&#252;lt&#252;r&#252;n&#252;ze g&#252;veniyorsan&#305;z, bana s&#246;yleyiniz. Sosyal ilmin g&#252;zel y&#246;nlerini g&#246;steriniz, ben takip edeyim. 

*** 

Ben, sadece evlenmek i&#231;in evlenmek istemiyorum. Vatan&#305;m&#305;zda yeni bir aile hayat&#305; yaratmak i&#231;in &#246;nce kendim &#246;rnek olmal&#305;y&#305;m. Kad&#305;n b&#246;yle umac&#305; gibi kal&#305;r m&#305;? 

*** 

Hayat k&#305;sad&#305;r. Bunu kutlama ve ta&#231;land&#305;rma i&#231;in, insanlar&#305;n genellikle makul g&#246;rd&#252;kleri vas&#305;ta evliliktir. Bu umum&#238; kurala uymayanlar, pek s&#305;n&#305;rl&#305; ve m&#252;stesnad&#305;rlar. Bu istisnalar&#305; olu&#351;turanlar da, esas kural&#305;n fenal&#305;&#287;&#305;ndan de&#287;il ve fakat tersine bu g&#252;zel kurala inanmadan kendilerini meneden sebeplerin mahk&#251;mu olduklar&#305;ndan, belki evlenmi&#351; olmaktan korktuklar&#305;ndan fazla bedbaht olanlard&#305;r, ink&#226;r edilmez bir ger&#231;ektir ki insanlar, hayat, kad&#305;ns&#305;z olamaz. Evli olanlar, hayat&#305;n vazge&#231;ilmezini temin etmi&#351; ve b&#252;t&#252;n d&#252;&#351;&#252;nce ve isteklerini bir maksat, bir meslek, bir amaca y&#246;neltmi&#351; olur. Ancak talih, e&#351;lerin ruh ve kalplerini iyi ge&#231;indirsin! 

*** 

E&#351;ini mesut edebilecek herkes evlenmelidir, &#231;oluk-&#231;ocuk sahibi olmal&#305;d&#305;r. Bana bakmay&#305;n&#305;z; bu meselede &#246;rnek &#304;smet Pa&#351;a'd&#305;r. Benim hayat&#305;m ba&#351;ka t&#252;rl&#252; d&#252;zenlenmi&#351;tir. Buna ra&#287;men tecr&#252;besini yapt&#305;m. Sonradan anlad&#305;m ki bu i&#351; benim ba&#351;arabilece&#287;im i&#351; de&#287;ilmi&#351;... 

*** 

(Bursa'da kendisini kar&#351;&#305;layan &#231;ocuklara s&#246;ylemi&#351;tir): 
K&#252;&#231;&#252;k han&#305;mlar, k&#252;&#231;&#252;k beyler! Sizler hepiniz gelece&#287;in bir g&#252;l&#252;, y&#305;ld&#305;z&#305;, bir mutluluk par&#305;lt&#305;s&#305;s&#305;n&#305;z! Memleketi as&#305;l ayd&#305;nl&#305;&#287;a bo&#287;acak sizsiniz. Kendinizin ne kadar m&#252;him, k&#305;ymetli oldu&#287;unuzu d&#252;&#351;&#252;nerek ona g&#246;re &#231;al&#305;&#351;&#305;n&#305;z. Sizlerden &#231;ok &#351;eyler bekliyoruz; k&#305;zlar, &#231;ocuklar! 

*** 

(Bir alay kararg&#226;h&#305;n&#305;n temel atma t&#246;reni esnas&#305;nda bir koyunun temel i&#231;in a&#231;&#305;lan &#231;ukura do&#287;ru, yere yat&#305;r&#305;l&#305;p bo&#287;az&#305;ndan kesilmek &#252;zere oldu&#287;unu g&#246;rd&#252;&#287;&#252; zaman, &#304;ran &#350;ah&#305; R&#305;za Pehlevi ile aralar&#305;nda ge&#231;en konu&#351;ma): 
Atat&#252;rk -Ben kana bakamam! Bir tavu&#287;un dahi bo&#287;azland&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rmeye tahamm&#252;l&#252;m yoktur. 
&#350;ahin&#351;ah -Ya bu kadar &#231;ok bulundu&#287;unuz b&#252;y&#252;k ve kanl&#305; muharebe meydanlar&#305;?... 
Atat&#252;rk -Ha, o ba&#351;ka meseledir; &#246;yle yerlerde cesetlerin &#252;zerinden atlayarak y&#252;r&#252;r&#252;m. O bamba&#351;ka bir i&#351;tir. 

*** 

Bir&#231;ok zaferler kazand&#305;m. Fakat, bunlar&#305;n en b&#252;y&#252;&#287;&#252;nden sonra bile her ak&#351;am, sava&#351; alanlar&#305;nda &#246;len b&#252;t&#252;n askerleri d&#252;&#351;&#252;nerek i&#231;imde derin bir keder duyuyorum. 

*** 

Ben, muharebelerde dahi d&#252;&#351;man&#305;n &#252;zerinde bir kin duymam; yaln&#305;z askerlik kurallar&#305;n&#305;n tatbikini d&#252;&#351;&#252;n&#252;r&#252;m. 

*** 

Ben ba&#351;kalar&#305;n&#305;n yapt&#305;&#287;&#305; ilkelere de&#287;il, ancak kendi ilkelerime uyar&#305;m. 

*** 

Benim g&#246;z&#252;mde hi&#231;bir &#351;ey yoktur; ben yaln&#305;z liyakat &#226;&#351;&#305;&#287;&#305;y&#305;m. 

*** 

Hi&#231;bir zaman &#351;ahs&#238; g&#252;cenikliklerimi, birtak&#305;m olumsuz giri&#351;imlerle tatmine kalkmak ad&#238;li&#287;ine tenezz&#252;l etmem 

*** 

Benim m&#252;stesna oldu&#287;uma dair bir kan&#305;m yoktur. 

*** 

Ben &#246;l&#252;rsem soylu milletimizin beraber y&#252;r&#252;d&#252;&#287;&#252;m&#252;z yoldan asla ayr&#305;lmayaca&#287;&#305;na eminim; bununla g&#246;nl&#252;m rahat!</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 14:43:31 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1479786-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1479786</link>
    </item>
    <item>
      <title>ULU &#214;NDER ATAT&#220;RK '&#252;n vasiyeti</title>
      <description>ATAT&#220;RK&#220;N VAS&#304;YETNAMES&#304;N&#304; YAZMAYA KARAR VER&#304;&#350;&#304; 

Atat&#252;rk'&#252;n vasiyetnamesini nas&#305;l d&#252;zenlendi&#287;ini, Cumhurba&#351;kanl&#305;&#287;&#305; Genel Sekreteri Hasan R&#305;za Soyak &#351;&#246;yle anlatm&#305;&#351;t&#305;; 

"1938 senesi sonbahar&#305;, Dolmabah&#231;e Saray&#305;'nday&#305;z. Bir sabah Atat&#252;rk'&#252;n yatak odas&#305;na girdim. B&#252;y&#252;k adam, yata&#287;&#305;nda ba&#351;&#305; biraz y&#252;ksekte arka &#252;st&#252; yat&#305;yordu. Salonu solgun bir g&#252;ne&#351; kaplam&#305;&#351;t&#305;. Y&#252;z&#252; fildi&#351;i rengindeydi. &#199;ehresi her g&#252;n biraz daha zay&#305;flay&#305;p uzuyor, o g&#246;k mavisi g&#246;zleri irile&#351;iyordu. 

Ben yata&#287;&#305;n&#305;n ayak ucuna do&#287;ru, g&#246;sterdi&#287;i yere oturdum. Her zaman ki suallerini tekrarlad&#305;: 

"Ne haber?" 

O g&#252;nlerde Avrupa'da siyasi hava &#231;ok bozulmu&#351;tu. Atat&#252;rk umumi endi&#351;elere ve bir tak&#305;m tehlikeli belirtilere ra&#287;men, Almanlar&#305;n hen&#252;z, &#304;talyanlar&#305;n ise hi&#231; haz&#305;rlanmam&#305;&#351; olduklar&#305;n&#305; ileri s&#252;rerek m&#252;sterih bulunuyor. O sene harp olmayaca&#287;&#305;n&#305;, ihtilaflar&#305;n behemahal bir pamuk ipli&#287;ine ba&#287;lanaca&#287;&#305;n&#305;, harbi ancak 1939 senesinde veya ondan sonraki senelerde beklemek laz&#305;m geldi&#287;ini s&#246;yl&#252;yorlard&#305;. 

Son yirmi d&#246;rt saat zarf&#305;nda g&#252;nl&#252;k meselelere dair gelen haberleri h&#252;lasa ettim. G&#246;r&#252;&#351;&#252;n&#252; teyid eder mahiyette olan bu haberleri alaka ile dinliyor, ara s&#305;ra baz&#305; &#351;eyler soruyor ve k&#305;sa c&#252;mlelerle m&#252;talaalar beyan ediyordu. B&#246;yle olmakla beraber d&#252;&#351;&#252;nceli ve heyecanl&#305; oldu&#287;u belliydi. 

S&#246;zlerimi bitirince sa&#287; kolunu bana do&#287;ru uzatt&#305;. Doktorlar, kati l&#252;zum olmad&#305;k&#231;a kuvvet sarfetmesini yasaklad&#305;klar&#305; i&#231;in hareketlerinde yard&#305;m ediyorduk. Elini tuttum, do&#287;ruldu, yata&#287;&#305;n&#305;n i&#231;inde ba&#287;da&#351; kurdu. Birka&#231; dakika denize ve kar&#351;&#305; sahile bakt&#305;. Belliydi ki heyecan&#305;n&#305; yenmeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. G&#246;zlerini bana &#231;evirdi&#287;i zaman, uzun kirpiklerinin &#305;sland&#305;&#287;&#305;n&#305; farkettim. B&#252;t&#252;n hastal&#305;&#287;&#305; boyunca yan&#305;mda g&#246;sterdi&#287;i yegane zaaf (e&#287;er bu ulvi s&#252;kunete zaaf demek uygunsa) buydu. Sonra &#246;n&#252;ne bakt&#305; ve a&#287;&#305;r a&#287;&#305;r konu&#351;maya ba&#351;lad&#305;. 

"Bu yolda konu&#351;mak benim i&#231;inde, senin i&#231;in de, a&#287;&#305;r bir &#351;ey ama ba&#351;ka &#231;aremiz yoktur. Konu&#351;maya mecburuz &#231;ocuk. Hani seninle ara s&#305;ra bir i&#351;imizden bahsederdik. Hatta bunun i&#231;inde kanun &#231;&#305;kar&#305;lm&#305;&#351;t&#305;: &#350;u vasiyetname meselesi. Bug&#252;n yar&#305;n o i&#351;i bitirmeliyiz. Nas&#305;l olsa bir g&#252;n karn&#305;mdan su al&#305;nacakt&#305;r. Ne olur ne olmaz. Ba&#287;&#305;rsaklardan biri delinebilir, ba&#351;ka bir ar&#305;za olabilir. Herhalde ihtiyatl&#305; olmal&#305;." 




ATAT&#220;RK'&#220;N VAS&#304;YET&#304;N&#304; NOTERE VER&#304;&#350;&#304; 


"Atat&#252;rk, 6 Ekim 1938 'de Noter'in getirilmesini istemi&#351;ti. Noter &#304;smail Kunter Bey, Prof. Ne&#351;et &#214;mer Bey ve ben, yatak odas&#305;n&#305;n alt&#305;ndaki bir odada huzuruna girebilme emrini bekliyorduk. Bu daveti al&#305;nca hep beraber &#252;st kata &#231;&#305;kt&#305;k ve yatak odalar&#305;na girdik. 

Vaziyeti &#351;&#246;yleydi; yataktan &#231;&#305;km&#305;&#351;, ipek bir pijama ve yine k&#305;rm&#305;z&#305; ipek bir rob d&#246;&#351;ambr giymi&#351;, boynuna koyu vi&#351;ne renginde ipek bir e&#351;arp ba&#287;lam&#305;&#351;t&#305;. Denize bakan pencerelerin &#246;n&#252;ne koydurdu&#287;u bir &#351;ezlongun &#252;zerine oturmu&#351; sigara i&#231;iyordu. 
Bizi g&#246;r&#252;nce hafif&#231;e k&#305;m&#305;ldand&#305;: "Buyrunuz.." dedi. 

Tam kar&#351;&#305;s&#305;na koydurdu&#287;u sandalyelerde &#252;&#231;&#252;m&#252;ze de yer g&#246;sterdi. Hat&#305;r&#305;mda kald&#305;&#287;&#305;na g&#246;re Noter &#304;smail Kunter Bey ile, yeni &#231;&#305;km&#305;&#351; olan Noter Kanunu ve &#304;stanbul'daki noterler &#252;zerine g&#246;r&#252;&#351;t&#252;. Getirilen kahvelerin i&#231;ilmesini bekledi. Sonra &#246;n&#252;ndeki sigara masas&#305;n&#305;n koydu&#287;u kapal&#305; zarf&#305; ald&#305;: 

" Bu benim vasiyetnamemdir. &#304;cap etti&#287;i zaman muamelesini yapars&#305;n&#305;z..." diyerek zarf&#305; notere verdi. 




ATAT&#220;RK'&#220;N VAS&#304;YETNAMES&#304;'N&#304;N TAM METN&#304; 


Malik oldu&#287;um b&#252;t&#252;n nutuk ve hisse senetleriyle &#199;ankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki &#351;artlara, terk ve vasiyet ediyorum: 

1. Nukut ve hisse senetleri, &#351;imdiki gibi, &#304;&#351; Bankas&#305; taraf&#305;ndan nemaland&#305;r&#305;lacakt&#305;r. 

2. Her seneki gibi nemadan, nispetleri &#351;erefi mahfuz kald&#305;k&#231;a, ya&#351;ad&#305;klar&#305; m&#252;ddet&#231;e, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha G&#246;k&#231;en'e 600, &#220;lk&#252;'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye &#351;imdiki y&#252;zer lira verilecektir. 

3. Sabiha G&#246;k&#231;en'e bir ev de al&#305;nabilecek, ayr&#305;ca para verilecektir. 

4. Makbule'nin ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; m&#252;ddet&#231;e &#199;ankaya'da oturdu&#287;u ev de emrinde kalacakt&#305;r. 

5. &#304;smet &#304;n&#246;n&#252;'n&#252;n &#199;ocuklar&#305;na y&#252;ksek tahsillerini ikmal i&#231;in muhta&#231; olacaklar&#305; yard&#305;m yap&#305;lacakt&#305;r. 

6. Her sene nemedan m&#252;tebaki miktar yar&#305; yar&#305;ya, T&#252;rk Tarih ve Dil Kurumlar&#305;na tahsis edilecektir. 

K.Atat&#252;rk 




&#304;LK MUAYENE 


Atat&#252;rk 1937 y&#305;l&#305;n&#305;n ilk aylar&#305;ndan bu yana &#231;e&#351;itli rahats&#305;zl&#305;klar duymaya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. Burnu kan&#305;yor, v&#252;cudu ka&#351;&#305;n&#305;yor ve kabar&#305;yordu. Y&#252;z&#252; solmu&#351;, sinir dengesi bozulmu&#351;tu. Kendini i&#351;tahs&#305;z ve halsiz hissediyordu. 

Hasta olan arkada&#351;lar&#305;na k&#305;zan, doktor muayenesini sevmeyen Atat&#252;rk, f&#305;rsat bulduk&#231;a &#231;ok g&#252;vendi&#287;i Ne&#351;et &#214;mer Bey (&#304;rdelp)'e kendini muayene ettirmeye ve sa&#287;l&#305;k durumu hakk&#305;nda bilgi almaya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. Ancak ilk muayene sonunda, kalbinde, karaci&#287;erinde, b&#246;bre&#287;inde bir &#351;ey bulunamam&#305;&#351;t&#305;. Buna ra&#287;men Atat&#252;rk'&#252;n renginde ve y&#252;z&#252;ndeki &#231;izgilerde bariz de&#287;i&#351;iklikler ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; 

&#304;LK TE&#350;H&#304;S 


Doktorlar Atat&#252;rk'e kapl&#305;ca tavsiye etmi&#351;lerdi. Atat&#252;rk k&#252;r tedavisi i&#231;in ani bir kararla Yalova'ya gitmeye karar verdi. 

Prof. Dr. Nihat Re&#351;at Belger anlat&#305;yor; 

"1937 senesinde, Yalova kapl&#305;calar&#305;n&#305;n hekimiydim. O s&#305;ralarda, Atat&#252;rk de birka&#231; aydan beri Yalova'da istirahat buyuruyordu. Bir g&#252;n beni &#231;a&#287;&#305;rtt&#305;. Bir m&#252;ddetten beri ka&#351;&#305;nt&#305;dan &#351;ikayet&#231;i oldu&#287;unu s&#246;yledi." M&#252;saade ederseniz sizi &#246;nce bir muayene edeyim."dedim ve ettim. Muayenemde, bilhassa bacaklar&#305;nda ka&#351;&#305;nt&#305;dan m&#252;tevellit t&#305;rnak izleri m&#252;&#351;ahade ettim. Palpasyonda (elle muayenede) karaci&#287;erin, kosta (kaburga kemi&#287;i) kenar&#305;n&#305; &#252;&#231; parmak kadar ge&#231;mi&#351; oldu&#287;unu ve sertle&#351;ti&#287;ini tespit ettim. Muayene s&#305;ras&#305;nda hi&#231; konu&#351;mad&#305;k. Kendisine muayenenin bitti&#287;ini bildirdi&#287;im zaman, Atat&#252;rk ka&#351;&#305;nt&#305;n&#305;n sebebinin ne oldu&#287;unu sordu. 

"Efendim, bu ka&#351;&#305;nt&#305; kanaatimce yemekle, daha do&#287;rusu i&#231;mekle ilgilidir." dedim. 
Atat&#252;rk &#246;nce inanmak istemedi. Beni imtihan etmek istercesine, "Buna kati olarak emin misiniz?" dedi. 

"Evet efendim karaci&#287;eriniz normale nazaran b&#252;y&#252;k ve sert . Ka&#351;&#305;nt&#305;n&#305;n sebebi budur."dedim. 

Prof Dr. Nihat Re&#351;at Belger'den sonra, Atat&#252;rk'&#252; &#304;stanbul'dan gelen Prof. Dr. Ne&#351;et &#214;mer'de muayene etti. &#304;ki doktorun m&#252;&#351;terek te&#351;hisi ayn&#305; idi. Atat&#252;rk, Yalova'da rejime al&#305;nd&#305;. Tedaviden bir s&#252;re sonra iyile&#351;me sezilmeye ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. Fakat Atat&#252;rk Bursa'ya oradan Mudanya'ya ge&#231;ti. Mudanya'dan Ege Vapuru ile &#304;stanbul'a hareket etti. Atat&#252;rk &#350;ubat ay&#305; ba&#351;&#305;nda Dolmabah&#231;e Saray'&#305;nda idi. Park Oteldeki davetten ge&#231; saat saraya d&#246;nen Atat&#252;rk, ertesi g&#252;n &#351;iddetli &#246;ks&#252;r&#252;k ve g&#246;&#287;&#252;s a&#287;r&#305;s&#305; ile uyand&#305;. Prof. Dr. Nihat Re&#351;at Belger, Dolmabah&#231;e saray&#305;ndaki muayenesinde Atat&#252;rk'e zat&#252;rre te&#351;hisi koydu. 




DOKTORLARI 


Atat&#252;rk kendisine yabanc&#305; doktor getirilmesini &#305;srarl&#305; ricalardan sonra kabul etmi&#351;, bu arada sa&#287;l&#305;&#287;&#305;n&#305; devaml&#305; kontrol alt&#305;nda tutabilmek i&#231;in &#252;lkenin tan&#305;nm&#305;&#351; hekimlerinden iki ekip olu&#351;turulmu&#351;tu. S&#252;rekli ve dan&#305;&#351;man doktorlar. 

&#8226; Prof. Dr. Ne&#351;et &#214;mer &#304;RDELP 
&#8226; Prof. Dr. Nihat Re&#351;at BELGER 
&#8226; Opr. Dr. Mim Kemal &#214;KE 
&#8226; Prof. Dr. Mustafa Hayrullah D&#304;KER 
&#8226; Prof. Dr. Akil Muhtar &#214;ZDEN 
&#8226; Prof. Dr. S&#252;reyya Hidayet SERTER 
&#8226; Dr. As&#305;m ARAR 
&#8226; Prof. Dr. Abravaya MARMARALI 
&#8226; Dr. Mehmet Kamil BERK 




BEN HASTAYIM &#199;OCUK 


Zat&#252;rre'den kurtulur kurtulmaz Atat&#252;rk, &#304;smet &#304;n&#246;n&#252; ile birlikte 27 &#350;ubat 1938'de Ankara'ya geldi. 

Celal Bayar Anlat&#305;yor: 

"Balkan Antant&#305;n&#305;n Ankara toplant&#305;s&#305; g&#252;nleri idi. Yugoslav Ba&#351;bakan&#305; Dr. Stoyadini&#231;le g&#246;r&#252;&#351;&#252;yordum. &#350;&#252;kr&#252; Kaya yakla&#351;t&#305; : 

"Sa&#287;l&#305;k Bakanl&#305;&#287;&#305; m&#252;ste&#351;ar&#305; Dr. As&#305;m derhal g&#246;r&#252;&#351;mek istiyor."dedi. Mevzuun, Atat&#252;rk'&#252;n sa&#287;l&#305;&#287;&#305; ile ilgili oldu&#287;unu hemen anlad&#305;m. &#199;&#252;nk&#252; meslek ve &#351;ahsiyetine g&#252;vendi&#287;im Dr. As&#305;m Arar h&#252;k&#252;met nam&#305;na, Ata'n&#305;n m&#252;davi tabipleriyle daima temasta idi. Bana endi&#351;elerini a&#231;&#305;klad&#305;: 

"Burnundan kan geldi&#287;ini s&#246;ylediler. Bu hastal&#305;&#287;&#305;n yeni merhalesidir. D&#305;&#351;ardan m&#252;tehass&#305;s getirilmesi tavsiyemi tekraren arzediyorum." dedi. 

Atat&#252;rk'&#252;n gerek g&#246;rmedi&#287;i tavsiyeyi bu sefer &#305;srarla rica ve kabul ettirmek karar&#305;yla &#199;ankaya'ya gittim. Beni beklemiyordu. Arzumu s&#252;kunetle dinledikten sonra: 
"Ortada Hatay meselesi var. Hastal&#305;&#287;&#305;m&#305;n d&#305;&#351;ar&#305;da duyulmas&#305;n&#305; istemem. Ne&#351;et &#214;mer'le konu&#351;. Burada zaten t&#305;p kongresi var. Bizim doktorlar kons&#252;ltasyon yaps&#305;nlar." cevab&#305;n&#305; verdi. 

Doktorlar geldiler. Muayeneden sonra alkol ve sigara almamas&#305;, mutlak dinlenmesi gibi &#351;art, fakat bir anda hepsinin birden yerine getirilmesi g&#252;&#231; tavsiyelerini tekrar ettiler. 
Atat&#252;rk hekimlerin ortak karar&#305;n&#305; dinledikten sonra : 
"Zannederim hakl&#305;d&#305;rlar" dedi. 

Ben sa&#287;l&#305;&#287;&#305;n&#305;n &#252;lke i&#231;in as&#305;l &#351;art oldu&#287;unu ve bu temel mevzuun yan&#305;nda Hatay &#252;zerinde menfi tesir yapma dahil, hi&#231;bir ihtimalin d&#252;&#351;&#252;n&#252;lmeyece&#287;ini &#305;srarla tekrarlad&#305;m. Derin teess&#252;r&#252;m&#252; m&#252;mk&#252;n oldu&#287;unca saklama gayretime ra&#287;men, benli&#287;ime hakim ac&#305;n&#305;n elbette ki fark&#305;nda idi. Yava&#351; bir ses tonu ile: 

"&#199;OCUK..NE YAPACAKSAN YAP, BEN HASTAYIM" dedi. 
Her &#351;eyini, memleketi i&#231;in hizmet sayd&#305;&#287;&#305; emeklerine c&#246;mert&#231;e feda etmi&#351; Atat&#252;rk, ilk defa hastay&#305;m diyordu. 




KUMANDAN BEN&#304;M 


Atat&#252;rk, Celal Bayar'&#305;n &#305;srar&#305; &#252;zerine Frans&#305;z doktor Fissenger'in getirilmesini kabul etmi&#351;ti ve 28 Mart 1938 g&#252;n&#252; Fissenger Ankara'ya geldi. 

Frans&#305;z Prof.Dr.Fissenger, Atat&#252;rk'&#252; muayene etti, ba&#351;ta Prof. Ne&#351;et &#214;mer ve di&#287;er doktorlardan bilgiler ald&#305;ktan sonra Atat&#252;rk'e; 

"Ben sizi iyi edece&#287;im. Fakat benden evvel siz kendi kendinizi iyi edeceksiniz; 
&#350;&#252;phesiz ki siz, b&#252;y&#252;k bir kumandans&#305;n&#305;z. B&#252;y&#252;k zaferlerin sahibisiniz. Fakat bu i&#351;in kumandan&#305; benim. Bana yard&#305;m edeceksiniz." 

&#220;slubu ve mant&#305;k Atat&#252;rk'&#252;n ho&#351;una gitmi&#351;ti. 

"Peki dedi, kabul." 

Atat&#252;rk'&#252;n olumlu yakla&#351;&#305;m&#305; &#252;zerine Prof. Fissenger, Atat&#252;rk'&#252;n g&#252;nl&#252;k hayat&#305;n&#305;, bir tablo halinde &#231;izdi. A&#287;z&#305;na tek damla alkol almayacak, &#351;ezlonga uzanarak istirahat edecekti. Yemesi i&#231;mesi, d&#252;zenlenmi&#351; listeye g&#246;re olacakt&#305;. Prof. Dr. Fissenger Cumhurba&#351;kanl&#305;&#287;&#305; Genel Sekreterli&#287;ine Atat&#252;rk'&#252;n sa&#287;l&#305;&#287;&#305; ile ilgili bir rapor sundu. Bu raporda Atat&#252;rk'&#252;n ciddi bir rahats&#305;zl&#305;&#287;&#305; olmad&#305;&#287;&#305;, bir bu&#231;uk ayl&#305;k bir istirahata ihtiyac&#305; oldu&#287;u belirtiliyordu. 




G&#220;NEY GEZ&#304;S&#304; 


O g&#252;nlerde Hatay Sorunu had safhadayd&#305;. Kendisini iyi hissetti&#287;ini s&#246;yleyen Atat&#252;rk, Hatay meselesini istedi&#287;i &#351;ekilde sonu&#231;land&#305;rmak i&#231;in &#246;nce Mersin'e oradan Adana'ya s&#305;n&#305;ra kadar uzanmaya karar verdi. Doktorlar&#305; &#246;nce bu iste&#287;e &#351;iddetle kar&#351;&#305; &#231;&#305;kt&#305;ysalar da, muayeneden sonra "gidebilir" dediler. 

Atat&#252;rk, Hatay konusundaki kararl&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305;, Mersin'e hareketinden iki g&#252;n &#246;nce Celal Bayar'a &#351;&#246;yle bildirmi&#351;ti.: 

"Benim, k&#305;rk as&#305;rl&#305;k T&#252;rk yurdu, Hatay esir kalamaz dedi&#287;imi unutmu&#351; olanlar olabilir. Ama ben unutmad&#305;m, unutamam, sen de unutamazs&#305;n." 

20 May&#305;s 1938'de Mersin'e do&#287;ru yola &#231;&#305;kt&#305;. Mersin'den Tarsus'a oradan Adana'ya ge&#231;ti. Hatay konusunun en kritik d&#246;neminde, sa&#287;l&#305;&#287;&#305; &#252;zerindeki olumsuz d&#252;&#351;&#252;ncelerin neticeyi etkileyece&#287;i d&#252;&#351;&#252;ncesiyle, s&#305;n&#305;ra kadar otomobiliyle giderek askeri birlikleri denetledi, resmi ge&#231;itlerde s&#252;rekli ayakta bekledi. Sa&#287;l&#305;kl&#305; oldu&#287;unu hissettirmek i&#231;in her &#351;eyi denedi. 

24 May&#305;s 1938'de Adana'dan ayr&#305;ld&#305;. 
__________________ 

SAVARONA 


Atat&#252;rk yurt gezisinden geldikten sonra &#231;ok yorulmu&#351;tu karn&#305;ndaki &#351;i&#351;likte giderek art&#305;yordu. Florya'dan Dolmabah&#231;e'ye d&#246;nerken k&#252;&#231;&#252;k bir de kriz atlatm&#305;&#351;t&#305;. 



31 May&#305;s 1938'de Atat&#252;rk'&#252;n sab&#305;rs&#305;zl&#305;kla bekledi&#287;i Savarona Yat&#305; gelmi&#351; Dolmabah&#231;e &#246;n&#252;nde demirlemi&#351;ti. 1 Haziran 1938'de Atat&#252;rk, 

Savarona'ya ge&#231;ti. 
&#304;tina ile giyinmi&#351; olan Atat&#252;rk &#246;nce her yeri gezdi, ayr&#305;nt&#305;larla me&#351;gul oldu bu da onu yordu. 

Deniz havas&#305;n&#305;n kendisine iyi gelece&#287;ini hissediyor ve orda &#351;ifa bulaca&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu. 

Ama Savarona'daki tedaviden de m&#252;spet sonu&#231; al&#305;namam&#305;&#351;t&#305;. Bedeni s&#252;rekli g&#252;&#231; kaybediyor, karn&#305;ndaki &#351;i&#351;lik giderek art&#305;yordu. Dr. Fissenger tekrar davet edildi. 25 Temmuz ak&#351;am&#305; Atat&#252;rk fenala&#351;m&#305;&#351;t&#305;. Atat&#252;rk yat&#305; terkederek saraya &#231;&#305;kmay&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Saraydaki odalar&#305;n&#305;n daha serin olabilece&#287;ini ve orada daha rahat edebilece&#287;ini d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu. 




KARNINDAN SU ALINMASI 


Profes&#246;r Fissenger 4. kez &#304;stanbul'a gelmi&#351;ti. Fissenger saraya gelir gelmez Atat&#252;rk'&#252; ba&#351;tan a&#351;a&#287;&#305;ya tekrar muayene etti. Atat&#252;rk art&#305;k &#305;st&#305;raba dayanam&#305;yor; karn&#305;nda toplanan suyun verdi&#287;i s&#305;k&#305;nt&#305;dan kurtulabilmek i&#231;in bir an evvel al&#305;nmas&#305;n&#305; istiyordu. Hastal&#305;k art&#305;k iyice ilerlemi&#351; son ve en tehlikeli d&#246;nemine girmi&#351;ti. Birinci ponksiyon 7 Eyl&#252;l 1938'de Profes&#246;r Fissenger ve Profes&#246;r Ne&#351;et &#214;mer &#304;rdelp nezaretinde, Operat&#246;r Mim Kemal &#214;ke taraf&#305;ndan yap&#305;ld&#305;. 
K&#305;l&#305;&#231; Ali Anlat&#305;yor: 

"Ponksiyondan sonra derhal odalar&#305;na girdim. G&#246;rd&#252;&#287;&#252;m manzara &#351;uydu. 
Atat&#252;rk adeta birdenbire zay&#305;flam&#305;&#351;, &#231;ok zay&#305;flam&#305;&#351;t&#305;. &#304;ki kolunu ba&#351;&#305;n&#305;n alt&#305;na alarak arka &#252;st&#252; yat&#305;yorlard&#305;. Karn&#305;n&#305; b&#252;y&#252;k bir sarg&#305; ile sarm&#305;&#351;lard&#305;. Odadan i&#231;eriye girer girmez yanlar&#305;na ko&#351;tum. 

" Ge&#231;mi&#351; olsun pa&#351;am!" diyerek ba&#351;&#305;n&#305;n alt&#305;na ald&#305;&#287;&#305; kollar&#305;n&#305;n pazusunu &#246;pt&#252;m. Bana doktorlar&#305;n duyamayaca&#287;&#305; kadar yava&#351; bir sesle ; 

"&#199;&#305;kan suyu g&#246;rd&#252;n m&#252;? Bu kadar bir su kab&#305; insan&#305;n karn&#305;n&#305;n &#252;st&#252;ne konsa nas&#305;l tahamm&#252;l eder ? Bak ben ne haldeyim, nas&#305;l tahamm&#252;l etmi&#351;im ?" 

"Ge&#231;mi&#351; olsun Pa&#351;am, bunlar&#305;n hepsi ge&#231;ecek." dedim ve g&#246;zya&#351;lar&#305;m&#305; kendilerine g&#246;stermeden ve teess&#252;r&#252;m&#252; hissettirmemek i&#231;in bir f&#305;rsat bularak doktorlar&#305;n arkas&#305;ndan s&#305;yr&#305;l&#305;p hemen odadan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;m." 

Atat&#252;rk'&#252;n art&#305;k tam bir istirahate ihtiyac&#305; vard&#305;. Fazla konu&#351;mamas&#305; ve yanlar&#305;nda konu&#351;ulup kendilerinin yorulmamas&#305; laz&#305;md&#305;. Bu konuya doktorlar&#305; b&#252;y&#252;k &#246;nem veriyorlard&#305;. 




&#304;LK KOMA 


Profes&#246;r Fissenger'in fikrinin al&#305;nmas&#305;ndan sonra, doktorlar ikinci ponksiyon'un g&#252;n&#252;n&#252; tespit i&#231;in topland&#305;lar. Operat&#246;r Doktor Mim Kemal &#214;ke, 21 Eyl&#252;l g&#252;n&#252; Atat&#252;rk'&#252;n karn&#305;nda biriken suyu tekrar ald&#305;. 26-27 Eyl&#252;l g&#252;n&#252; Atat&#252;rk ilk kez komaya girdi. Komay&#305; atlatan Atat&#252;rk Ankara'ya gitmek istiyordu. Ancak doktorlar Atat&#252;rk'&#252;n Ankara'ya gitmesine izin vermiyorlard&#305;. Atat&#252;rk isyan edercesine "Ankara'ya gidelim. Ne olacaksam orada olay&#305;m " diyor, doktorlar&#305;n izin vermemelerinin sebepleri a&#231;&#305;klan&#305;nca hiddetleniyordu. 

Atat&#252;rk "Beni bir an evvel Ankara'ya g&#246;t&#252;r&#252;n yap&#305;lacak m&#252;him i&#351;ler var", demi&#351;, ne yaz&#305;k ki yapacaklar&#305;, d&#252;&#351;&#252;nd&#252;kleri ne ise yapamam&#305;&#351;t&#305;. 

Yap&#305;lan t&#252;m tedavilere ra&#287;men Atat&#252;rk g&#252;nden g&#252;ne k&#246;t&#252;le&#351;iyor, kar&#305;n b&#246;lgesinde su toplanmaya devam ediyordu. Viyana'dan Eppinger, Almanya'dan Bergmann ad&#305;nda iki profes&#246;r gelmi&#351;ti. Bunlar&#305;n koyduklar&#305; te&#351;his ve tedavi ayn&#305; idi "siroz". Atat&#252;rk 16 Ekim 1938'de a&#287;&#305;r bir komaya daha girdi ve 20 Ekim g&#252;n&#252;ne kadar komada kald&#305;. 

SON SAATLER 


T&#252;m tedavilere ra&#287;men g&#252;nden g&#252;ne eriyen Atat&#252;rk, 8 Kas&#305;m 1938 g&#252;n&#252; &#351;iddetli bir rahats&#305;zl&#305;k daha ge&#231;irdi. Saat alt&#305; bu&#231;uk gibi gelen bu rahats&#305;zl&#305;kta Atat&#252;rk'&#252;n midesi bulanm&#305;&#351; ve kusmaya &#231;al&#305;&#351;m&#305;&#351;t&#305;. 

S&#252;rekli istifra etmeye &#231;al&#305;&#351;an Atat&#252;rk, bu s&#305;rada Hasan R&#305;za Beye (Soyak) bakarak "Saat ka&#231;?" diye birka&#231; kez sormu&#351;, Hasan R&#305;za Bey her soru&#351;unda "Saat 7 efendimiz" diyerek cevap vermi&#351;ti. 

Bu s&#305;rada kendisine haber verilen Ne&#351;et &#214;mer Bey de gelmi&#351;ti. Abravaya ile Atat&#252;rk'e gereken tedavileri yap&#305;yorlar ve baz&#305; &#246;nlemler al&#305;yorlard&#305;. Ne&#351;et &#214;mer Bey bir ara "Dilinizi g&#246;reyim efendim." diye seslendi. Atat&#252;rk dilini yar&#305;ya kadar d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kard&#305;. Ne&#351;et &#214;mer Bey "Biraz daha uzat&#305;n&#305;z efendim." diye seslenince, Atat&#252;rk, Ne&#351;et &#214;mer Bey'e bakarak ; 

- "Vealeyk&#252;m&#252;sselam" diyerek g&#246;zlerini kapatt&#305;. Atat&#252;rk son kez komaya girmi&#351;ti. 
9-10 Kas&#305;m gecesini rahats&#305;z ge&#231;iren Atat&#252;rk art&#305;k derin bir uykuda gibi yat&#305;yor ve &#246;l&#252;m&#252; bekliyordu. 10 Kas&#305;m 1938 g&#252;n&#252; saat 8 gibi bir ara g&#305;rtla&#287;&#305;ndan H&#305; H&#305; H&#305; sesleri &#231;&#305;karm&#305;&#351;t&#305;. 

Saat dokuzu be&#351; ge&#231;e g&#246;zlerini son kez a&#231;arak, etraf&#305;na bakt&#305; ve hemen kapatt&#305;. 
B&#252;y&#252;k &#214;nder Atat&#252;rk &#246;lm&#252;&#351;t&#252;. 




HAYATINDAK&#304; BAZI SONLAR 


&#8226; Anlaml&#305; son s&#246;z&#252;, "Saat ka&#231;" olmu&#351;tu. 

&#8226; Prof. Dr. Ne&#351;et &#214;mer &#304;rdelp'e, son s&#246;z olarak "Vealeyk&#252;m&#252;sselam " dedi. 

&#8226; Koma i&#231;inde manas&#305; anla&#351;&#305;lamayan ve devaml&#305; olarak tekrarlad&#305;&#287;&#305; s&#246;z "aman dil...aman dil..."di. 

&#8226; Son ald&#305;&#287;&#305; g&#305;da, 8 Kas&#305;m 1938 Sal&#305; g&#252;n&#252;, saat 18.35'de d&#246;rt ka&#351;&#305;k elma suyu oldu. 

&#8226; Son yemek istedi&#287;i sebze, enginard&#305;. 

&#8226; Son verilen ila&#231;, &#246;l&#252;m halinden k&#305;rk dakika &#246;nce, saat 8.25'de, 1/8 aubaine'di. 

&#8226; Hekimler &#246;l&#252;m raporunu imzalarken, son olarak elini &#246;pen ve g&#246;zlerini kapayan Prof. Dr. Mim Kemal &#214;ke idi. 




&#214;L&#220;M &#304;LANI 


Atat&#252;rk'&#252;n ebediyete intikal edi&#351;i T&#252;rk Halk&#305;na &#351;&#246;yle duyuruluyordu; 

T&#252;rkiye Cumhuriyeti h&#252;k&#252;metinin resmi tebli&#287;idir: 
"M&#252;davi ve m&#252;&#351;avir tabiplerin ne&#351;redilen SON raporu, Atat&#252;rk'&#252;n d&#252;nyaya g&#246;zlerini kapad&#305;&#287;&#305;n&#305; bildirmektedir. 

Bu ac&#305; hadise ile T&#252;rk vatan&#305; b&#252;y&#252;k yap&#305;c&#305;s&#305;n&#305;, T&#252;rk milleti ulu &#351;efini, insanl&#305;k b&#252;y&#252;k evlad&#305;n&#305; kaybetti. Milletimize, i&#231;imiz yanarak, bu tarife s&#305;&#287;mayan ziya'dan dolay&#305; en derin taziyelerimizi sunar&#305;z. 

Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak O'nun b&#252;y&#252;k eserine ba&#287;l&#305;l&#305;kta ve aziz vatan&#305;m&#305;z&#305;n hizmetinde arar&#305;z. &#350;uras&#305;n&#305; da her &#351;eyden evvel beyan etmeliyiz ki, &#246;lmez olan, onun b&#252;y&#252;k eseri, Cumhuriyet T&#252;rkiye'sidir. H&#252;k&#252;metimiz, i&#231;inde bulundu&#287;umuz bu m&#252;him anda, bug&#252;ne kadar oldu&#287;u gibi dikkatle vazife ba&#351;&#305;ndad&#305;r. M&#252;esses olan nizam ve idame hususunu, b&#252;y&#252;k T&#252;rk milletinin h&#252;k&#252;metiyle tek v&#252;cut olarak teyit ve temin edece&#287;ine &#351;&#252;phe yoktur. 

Te&#351;kilat-&#305; Esasiye Kanununun 33. maddesi mucibince B&#252;y&#252;k Millet Meclisi derhal yeni reisicumhuru intihap edecektir. T&#252;rkiye'nin en b&#252;y&#252;k makam&#305;na, Te&#351;kilat-&#305; Esasiye Kanununa g&#246;re ge&#231;ecek zat&#305;n etraf&#305;nda h&#252;k&#252;metiyle, &#351;anl&#305; ordusuyla ve b&#252;t&#252;n kuvvetleriyle T&#252;rk Milleti sars&#305;lmaz bir varl&#305;k olarak toplanacak ve y&#252;kselmesine devam edecektir. 

Bug&#252;n ayr&#305;l&#305;&#287;&#305;na a&#287;lad&#305;&#287;&#305;m&#305;z b&#252;y&#252;k &#351;efimiz Atat&#252;rk, her vakit T&#252;rk Milletine g&#252;vendi. Eserlerini bu g&#252;venle yapt&#305;. &#304;damesi esbab&#305;n&#305; da istikmal ederek g&#252;venle b&#252;y&#252;k milletimize b&#305;rakt&#305;. Ebedi T&#252;rk Milleti onun eserlerini ebediyetle ya&#351;atacakt&#305;r. T&#252;rk gen&#231;li&#287;i onun k&#305;ymetli vedias&#305; olan T&#252;rkiye Cumhuriyetini daima koruyacak ve onun izinde y&#252;r&#252;yecektir. 

Kemal Atat&#252;rk, T&#252;rk'&#252;n tarihinde ve g&#246;nl&#252;nde daima ya&#351;ayacakt&#305;r." 




CENAZE NAMAZI 


Son vazifeler yerine getirilirken, dini &#351;art ve &#246;rfler itina ve hassasiyetle yerine getirilmi&#351;tir. Cenaze namaz&#305;n&#305;n bir camide k&#305;l&#305;n&#305;p k&#305;l&#305;nmama yolunda dinen ne gerekti&#287;i konusunda, Makbule Atadan Han&#305;mefendi Cumhurba&#351;kanl&#305;&#287;&#305; Genel Sekreteri Hasan R&#305;za Soyak'a dan&#305;&#351;t&#305;, &#304;lahiyat Fak&#252;ltesi kelam ilmi ve &#304;slam Felsefesi ordinary&#252;s Profes&#246;rlerinden Mehmed &#350;erafettin Yaltkaya'n&#305;n fikri al&#305;nd&#305;. Din alimi, cenaze namazlar&#305;n&#305;n muhakkak camilerde k&#305;l&#305;nmas&#305; yolunda kesin bir kay&#305;t olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; bildirmi&#351; ve daha &#231;ok makam, k&#305;dem ve selahiyeti olarak, bir de Diyanet &#304;&#351;leri Ba&#351;kanl&#305;&#287;&#305;'n&#305;n g&#246;r&#252;&#351;lerinin al&#305;nmas&#305;n&#305; tavsiye etmi&#351;tir. 

Bunun &#252;zerine Diyanet &#304;&#351;leri Ba&#351;kan&#305; Mehmed R&#305;fat B&#246;rek&#231;i'nin fikri sorulmu&#351;tur. Milli M&#252;cadelenin me&#351;ruiyetine dair Anadolu Ulemas&#305; fetvas&#305;na, ilk imza koyan din adam&#305;, "O'nun cenaze namaz&#305;, tertemiz hale getirdi&#287;i b&#252;t&#252;n vatanda, bu farizan&#305;n yerine getirilebildi&#287;i her yerde k&#305;l&#305;nabilir" fetvas&#305;n&#305; vermi&#351;tir. 

Atat&#252;rk'&#252;n cenaze namaz&#305;n&#305;, Diyanet &#304;&#351;leri Ba&#351;kanl&#305;&#287;&#305; yapan, Ord. Prof. Mehmet &#350;erafettin Yaltkaya k&#305;ld&#305;rm&#305;&#351;t&#305;r. 



ETNO&#286;RAFYA M&#220;ZES&#304;'NE DEFN&#304; 


Cumhuriyetimizin kurucusu Atat&#252;rk, 10 Kas&#305;m 1938'de sabah saat 09.05'de Dolmabah&#231;e Saray&#305;'nda ebedi uykusuna dald&#305;. Vefat&#305; b&#252;t&#252;n yurdu mateme bo&#287;arken, d&#252;nyada da b&#252;y&#252;k &#252;z&#252;nt&#252; uyand&#305;rd&#305;. Aziz naa&#351;&#305;, 19 Kas&#305;m 1938'e kadar Dolmabah&#231;e Saray&#305;'nda katafalkta kald&#305;. 19 Kas&#305;m g&#252;n&#252; naa&#351;&#305; top arabas&#305; ile Sarayburnu'na, oradan "Zafer" torpidosu ile "Yavuz" z&#305;rhl&#305;s&#305;na nakledildi. Bu arada, b&#252;t&#252;n d&#252;nyada ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k sava&#351;&#305; ve bar&#305;&#351;&#305;n sembol&#252; olan bu b&#252;y&#252;k insan&#305;n cenaze t&#246;reni i&#231;in &#304;stanbul'a gelen Rus, Frans&#305;z, Yunan ve Romen sava&#351; gemileri, onu 21 pare top at&#305;&#351;&#305; ile son yolculu&#287;unda selamlad&#305;lar. Naa&#351;, "Yavuz" z&#305;rhl&#305;s&#305; ile &#304;zmit'e, oradan da trenle 20 Kas&#305;m 1938'de Ankara'ya getirildi. TBMM'nde haz&#305;rlanan katafalkta bir g&#252;n kalan naa&#351;, buradan al&#305;narak 21 Kas&#305;m 1938'de Etno&#287;rafya M&#252;zesi'ndeki katafalka konarak halk&#305;n daha uzun s&#252;reli ziyaretine imkan sa&#287;land&#305;. 31 Mart 1939'da katafalktan al&#305;nan aziz naa&#351;, bir m&#252;zede mermerden haz&#305;rlanan ge&#231;i&#231;i kabre kondu.</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 14:41:56 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1479780-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1479780</link>
    </item>
    <item>
      <title>MUSTAFA KEMAL</title>
      <description>Siz beni hal&#226; anlayamad&#305;n&#305;z . 
Ve anlamayacaks&#305;n&#305;z &#231;a&#287;larca da... 
Hep tutturmu&#351; "Y&#305;l 1919, May&#305;s'&#305;n 19'u" diyorsunuz. 
Ve eskimi&#351; s&#246;zlerle beni &#246;v&#252;yor, &#246;v&#252;yorsunuz . 
Mustafa Kem&#226;l'i anlamak bu de&#287;il, 
Mustafa Kem&#226;l &#252;lk&#252;s&#252;, sadece s&#246;z de&#287;il. 

B&#305;rak&#305;n o alt&#305;n yapra&#287;&#305; art&#305;k, 
b&#305;rak&#305;n rahat etsin an&#305;larda &#351;ehitler. 
Siz bana, neler yapt&#305;n&#305;z ondan haber verin. 
Hakk&#305;ndan gelebildiniz mi yoklu&#287;un, sefaletin ? 
Mustafa Kem&#226;l'i anlamak yerinde saymak de&#287;il. 
Mustafa Kem&#226;l'in &#252;lk&#252;s&#252;, sadece s&#246;z de&#287;il. 

Bana, mu&#351;tular getirin bir daha, 
uygar uluslara e&#351;it yeni bulu&#351;lardan.. 
Kuru s&#246;z de&#287;il, i&#351; istiyorum sizden anlad&#305;n&#305;z m&#305; ? 
Uzaya T&#252;rk ad&#305;n&#305; Atat&#252;rk kaps&#252;l&#252;yle yazd&#305;n&#305;z m&#305; ? 
Mustafa Kem&#226;l'i anlamak avunmak de&#287;il, 
Mustafa Kem&#226;l &#252;lk&#252;s&#252;, sadece s&#246;z de&#287;il. 

Hal&#226;, o, ac&#305;kl&#305; a&#287;&#305;tlar dudaklar&#305;n&#305;zda, 
hal&#226; oturmu&#351;, 10 Kas&#305;mlarda bana a&#287;l&#305;yorsunuz . 
Uyan&#305;n art&#305;k diyorum, uyan&#305;n, uyan&#305;n ! 
Uluslar, fethine &#231;&#305;k&#305;yor, uzak d&#252;nyalar&#305;n.. 
Mustafa Kem&#226;l'i anlamak g&#246;zboyamak de&#287;il, 
Mustafa Kem&#226;l &#252;lk&#252;s&#252;, sadece s&#246;z de&#287;il.. 

Beni seviyorsan&#305;z e&#287;er ve anl&#305;yorsan&#305;z ; 
laboratuvarlarda sabahlay&#305;n, kahvelerde de&#287;il. 
Bilim a&#287;arts&#305;n sa&#231;lar&#305;n&#305;z&#305;.. Kitaplar.. 
Ancak, b&#246;yle ayd&#305;nlan&#305;r o sonsuz karanl&#305;klar... 
Mustafa Kem&#226;l'i anlamak a&#287;lamak de&#287;il, 
Mustafa Kem&#226;l &#252;lk&#252;s&#252;, sadece s&#246;z de&#287;il. 

Demokrasiyi getirmi&#351;tim size, &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252;.. 
G&#246;r&#252;yorum ki, hal&#226; ayn&#305; yerdesiniz, hi&#231; ilerlememi&#351;, 
birbirinize d&#252;&#351;m&#252;&#351;s&#252;n&#252;z, halka e&#287;ilmek dururken. 
Hani k&#246;ylerde &#305;&#351;&#305;k, hani bolluk, hani kayg&#305;s&#305;z g&#252;len ? 
Mustafa Kem&#226;l'i anlamak iti&#351;mek de&#287;il, 
Mustafa Kem&#226;l &#252;lk&#252;s&#252;, sadece s&#246;z de&#287;il. 

Aray&#305; kapatman&#305;z&#305; istiyorum uygar uluslarla. 
Bilime, sanata var&#305;lmaz rezil dalkavuklarla. 
Bu vatan, bu can&#305;m vatan, sizden &#231;al&#305;&#351;mak ister, 
paydos &#246;v&#252;nmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter ! 
Mustafa Kem&#226;l'i anlamak aldatmak de&#287;il, 
Mustafa Kem&#226;l &#252;lk&#252;s&#252;, sadece s&#246;z de&#287;il...
</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 14:16:46 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1479680-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1479680</link>
    </item>
    <item>
      <title>ATAT&#220;RK (biliyor muydunuz?)</title>
      <description>Atat&#252;rk`&#252;n d&#252;nyada `bas&#246;gretmen' sifatli tek lider 
oldugunu.

Bir geometri 
Kitabi yazdigi, &#220;&#231;gen, a&#231;i, dikd&#246;rtgen gibi ve 48 
Tane geometri teriminin 
T&#252;rk&#231;e) isim babasinin bizzat Mustafa Kemal Oldugunu. 

Norve&#231;&#231;e`de `Atat&#252;rk gibi olmak` diye bir deyim 
Oldugunu. 

''Atat&#252;rk'' &#231;i&#231;egi'nin adini, &#231;i&#231;egi bulan Wanderbit 
&#252;niversitesi 
profes&#246;rlerinden doktor Kirk Landin`in koydugunu ve Bu &#231;i&#231;egin t&#252;m d&#252;nyada 
Bu isimle &#252;retilip satildigini. 

Yunan baskomutani Trikopis`in, hi&#231;bir zorlama ve 
Baski olmadan her 
Cumhuriyet bayraminda Atina'daki T&#252;rk 
b&#252;y&#252;kel&#231;iligine 
Giderek, Atat&#252;rk`&#252;n 
Resminin &#246;n&#252;ne ge&#231;tigini ve saygi durusunda 
Bulundugunu. 

''Mimber'' adinda bir gazete &#231;ikarttigini ve 52 sayi 
Yayimlanan gazetede 
Ilk defa sans&#252;r kelimesi ge&#231;tigini. 

Kurtulus Savasinda r&#252;tbe Alan bir &#231;ok kadin 
Askerlerimizin oldugu, d&#252;nya 
Tarihine ge&#231;en tek bir &#252;stegmenimizin oldugunu, 
&#243;ttegmen Kara Fatma' nin 
700 erkek, 43 kadindan olusan bir m&#252;frezenin Reiseligine bizzat Atat&#252;rk 
Tarafindan atanmis oldugunu. 

Bir r&#246;portajda Birlesmis Milletlere &#252;ye olmayi 
d&#252;s&#252;n&#252;yor musunuz?" diye 
Soruldugunda "Sartlarimizi koyariz, kabullerine 
Bagli. Biz m&#252;racaat Etmeyiz &#252;ye olmak i&#231;in, davet gelirse d&#252;s&#252;n&#252;r&#252;z" 
Dedigini ve bunun &#252;zerine 
BM yasasinin degistirildigini ve &#252;yelige davet 
edilen 
Ilk &#252;lkenin T&#252;rkiye 
Cumhuriyeti oldugunu. 

1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, 
en Buhranli d&#246;neminde, 
Danisman, senat&#246;r ve bakanlarindan olusan y&#252;z 
Yirmiden fazla kisiye; "Su 
Anda hi&#231;birinizi degil, b&#252;y&#252;k istidadi ile Mustafa 
Kemal'i g&#246;rmek i&#231;in 
Neler vermezdim" dedigini. 

1938'de Ata`nin &#246;l&#252;m&#252;nde Tahran gazetesinde 
Yayinlanan bir siirde; "Allah 
Bir &#252;lkeye yardim etmek isterse onun elinden tutmak 
Isterse basina Mustafa 
Kemal gibi lider getirir" denildigini. 

1996'da Haiti Cumhurbaskaninin vasiyetinde, mezar 
Tasina yazilmasini 
Istedigi metinde; "B&#252;t&#252;n &#246;mr&#252;m boyunca T&#252;rkiye'nin Lideri Mustafa Kemal 
Atat&#252;rk'&#252; anlamis ve uygulamis olmaktan dolayi mutlu 
&#246;ld&#252;m" yazdigini. 

2000'de ABD Baskani'nin milenyum mesajinda; '' 
Milenyumun hi&#231; s&#252;phe yoktur 
Ki tek devlet adami Mustafa Kemal Atat&#252;rk't&#252;r. &#199;&#252;nk&#252; 
O yilin degil asrin 
Lideri olabilmeyi basarmis tek liderdir" 
denildigini. 

2005'de Amerika'nin en &#252;nl&#252; ekonomistlerinden birisi 
Olan Mr. Johns`un 
&#246;nerisinin "T&#252;rkiye ekonomiyle savasta bir tek 
Atat&#252;rk' &#252; &#246;rnek alsin 
Yeter" oldugunu. 

2006'da ise AB Uyum yasalari geregince devlet 
Dairelerinden Atat&#252;rk 
Resimlerinin kaldirilmasinin istendigini. 

Biliyor muydunuz?? Ogrendiniz, simdi sahip cikiniz ve bilmeyenlere ogretiniz, duyurunuz..</description>
      <pubDate>Sun, 18 May 2008 14:08:26 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1479665-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>A S R A </author>
      <link>http://a-s-r-a-.sosyomat.com/blog/1479665</link>
    </item>
    <item>
      <title>ATAT&#220;RK '&#252;n Gizemi</title>
      <description>15 YIL H&#220;K&#220;M S&#220;RECEKSIN... 
Atat&#252;rk hakk&#305;nda yap&#305;lm&#305;&#351; bir&#231;ok kehanet vard&#305;r.Bunlar&#305;n en ilginci onun el fal&#305;na bakan bedevinin s&#246;yledikleridir. Mustafa Kemal arkada&#351;lar&#305; ile Bingazi'ye, Trablusgarp sava&#351;&#305;na kat&#305;lmaya gidiyordu.Yolda bir bedevi'ye rastlad&#305;lar.Bedevi el fal&#305;na &#231;ok iyi bakt&#305;&#287;&#305;n&#305; ve gen&#231; subaylara da isterlerse bakabilece&#287;ini s&#246;yledi.Hepsi ellerini a&#231;arak bedevinin s&#246;ylediklerini dinlemeye ba&#351;lad&#305;.S&#305;ra Mustafa Kemal'e gelince, o &#246;nce bakt&#305;rmak istemedi ama arkada&#351;lar&#305;n&#305;n &#305;srar&#305; kar&#351;&#305;s&#305;nda, sonunda o da elini bedevi'ye a&#231;t&#305;.Bedevi ele bakar bakmaz yerinden s&#305;&#231;rad&#305; ve heyecan i&#231;inde ; 
"Sen padi&#351;ah olacaks&#305;n" dedi ve ilave etti "15 y&#305;l h&#252;k&#252;m s&#252;receksin." 
Gen&#231; subaylar g&#252;l&#252;&#351;t&#252;ler ve yollar&#305;na devam ettiler. 
Aradan y&#305;llar ge&#231;ti, Mustafa Kemal T&#252;rkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurba&#351;kan&#305; oldu.Cumhuriyetin 14.y&#305;l&#305;nda hastaland&#305;. Karaci&#287;eri k&#246;t&#252;ye gitti&#287;inde &#231;evresindekiler ona "Art&#305;k i&#231;me Pa&#351;am" dediler. 
Atat&#252;rk onlara bir zamanlar yolda rastlad&#305;klar&#305; falc&#305; bedevi'yi hat&#305;rlatt&#305; ve g&#252;lerek ; 
"Arap vaktiyle s&#246;ylemi&#351;ti, Bizim padi&#351;ahl&#305;k nas&#305;l olsa 15 y&#305;l s&#252;recek...Hesap&#231;a bu son senemizdir..." Y&#305;l 1938 'di... 

* ATAT&#220;RK'&#220;N GELECE&#286;I G&#214;RD&#220;&#286;&#220; OLAYLAR 
Atat&#252;rk 1931 y&#305;l&#305;nda,2.D&#252;nya Sava&#351;&#305;&#65533;n&#305;n patlamas&#305;n&#305;n yak&#305;n oldu&#287;unu s&#246;ylemi&#351; ve bu konudaki d&#252;&#351;&#252;ncelerini General McArthur'a &#351;&#246;yle anlatm&#305;&#351;t&#305;. 
"Versay antla&#351;mas&#305;,1.d&#252;nya sava&#351;&#305;'na yol a&#231;an nedenlerden hi&#231;birini ortadan kald&#305;rmad&#305;.Tersine rakipler aras&#305;ndaki u&#231;urumu b&#252;sb&#252;t&#252;n derinle&#351;tirdi.&#350;imdi i&#231;inde ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z bar&#305;&#351; d&#246;nemi, sadece bir ate&#351;kesten ibarettir.Avrupa'n&#305;n gelece&#287;i Almanya'n&#305;n alaca&#287;&#305; tavra ba&#287;l&#305;d&#305;r." 
General McArthur'a g&#246;re,sava&#351;&#305;n 1940-1945 y&#305;llar&#305; aras&#305;nda &#231;&#305;kaca&#287;&#305;n&#305; s&#246;yleyen Atat&#252;rk,Almanya'n&#305;n ancak Amerika'n&#305;n sava&#351;a kat&#305;lmas&#305; ile yenilece&#287;ini ifade etmi&#351;tir. 
Atat&#252;rk hayat&#305;n&#305;n sonlar&#305;na do&#287;ruda &#351;&#246;yle diyordu ; 
"Bir d&#252;nya sava&#351;&#305; yak&#305;nd&#305;r.Bu sava&#351; sonucunda, d&#252;nyan&#305;n durumu ve dengesi ba&#351;tanba&#351;a de&#287;i&#351;ecektir." 
ATAT&#220;RK, Mussolini hakk&#305;nda da &#351;u g&#246;r&#252;&#351;lerini a&#231;&#305;klam&#305;&#351;t&#305; ; 
Mussolini bir maceraperesttir. Milletini bir u&#231;uruma s&#252;r&#252;klemektedir. Her tarafa sald&#305;r&#305;yor.Bu adam y&#252;z&#252;nden,&#231;ok &#351;&#305;marm&#305;&#351; olan bu millete dersini vermeyi &#231;ok isterdim.,lakin yak&#305;nda bir k&#252;&#231;&#252;k millet onlara lay&#305;k oldu&#287;u dersi verecektir.Ve &#351;unuda hat&#305;rlat&#305;r&#305;m ki,bir g&#252;n gelecek,Mussolini'yi kendi milleti lin&#231; edecektir." 
Bu g&#246;r&#252;&#351;leri aynen ger&#231;ekle&#351;mi&#351;tir. 

* ATAT&#220;RK'&#220;N 1907'DE &#199;IZDI&#286;I T.C. HARITASI 
Atat&#252;rk, Kurtulu&#351; sava&#351;&#305;ndan &#231;ok &#246;nce, ittihat&#231;&#305;lar&#305;n Trakya'da 1907'de yapt&#305;klar&#305; bir toplant&#305; s&#305;ras&#305;nda, bir T&#252;rkiye haritas&#305; &#231;izmi&#351;ti.Orada bulunanlar&#305;n anlatt&#305;klar&#305;na g&#246;re,o g&#252;nk&#252; Osmanl&#305; devleti s&#305;n&#305;rlar&#305;yla hi&#231;bir ilgisi olmayan ve o zaman hi&#231;bir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atat&#252;rk'&#252;n kuraca&#287;&#305; T&#252;rkiye Cumhuriyeti'nin haritas&#305; olacakt&#305;.Haritada bug&#252;nk&#252; s&#305;n&#305;rlar&#305;m&#305;za uymayan tek bir fark vard&#305; atat&#252;rk, bizden ayr&#305;lmas&#305;na g&#246;nl&#252;n&#252;n bir t&#252;rl&#252; raz&#305; olmad&#305;&#287;&#305; Kerk&#252;k'&#252; de T&#252;rkiye topraklar&#305;na katm&#305;&#351;t&#305;. 

* DENEME U&#199;U&#350;U 
U&#231;aklar&#305;n ilk deneme ve geli&#351;me d&#246;nemleriydi.Fransa'da yap&#305;lemm bir u&#231;ak g&#246;sterisine kat&#305;lemm, bir&#231;ok ulusun temsilcileri aras&#305;nda, Osmanl&#305; ate&#351;esi olarak Mustafa Kemal'de kat&#305;lm&#305;&#351;t&#305;.G&#246;steriyi izleyenler, s&#305;ras&#305;yla u&#231;a&#287;a bindirilerek gezdiriliyorlard&#305;.S&#305;ra Mustafa Kemal'e geldi&#287;inde, g&#246;steride bulunan ve gen&#231; ate&#351;enin komutan&#305; olan &#351;ah&#305;s,birden bir rahats&#305;zl&#305;k duyarak Mustafa Kemal'in u&#231;a&#287;a binmesine engel oldu.&#214;teki temsilcilerle havalanan u&#231;ak k&#305;sa bir s&#252;re sonra d&#252;&#351;t&#252; ve i&#231;indekilerden sa&#287; kurtulan olmad&#305;. 

* ATAT&#220;RK'&#220;N &#214;NSEZILERI 
"Bunlar bir g&#252;n olacakt&#305;r...G&#246;r&#252;rs&#252;n&#252;z,i&#351;itirsiniz..." 
Prof.Dr.Afet Inan "Atat&#252;rk hakk&#305;nda hat&#305;ra ve belgeler" adl&#305; kitab&#305;nda ilgin&#231; bir hat&#305;ras&#305;n&#305; naklediyor. Atat&#252;rk 09 ocak 1936 Per&#351;embe g&#252;n&#252;, dil ve tarih co&#287;rafya fak&#252;ltesi'nin a&#231;&#305;l&#305;&#351; dersinde okumas&#305; i&#231;in afet Inan'a : "tarih belgelerinin ilerideki ke&#351;ifleri buna dayanacakt&#305;r.Her tarihi ki&#351;inin s&#246;yledi&#287;i s&#246;zler toplanabilecek ve b&#246;ylece biz onlar&#305; kendi seslerinden ve s&#246;zlerinden dinleyebilece&#287;iz." diyerek yaz&#305;y&#305; verir. Buna kar&#351;&#305;l&#305;k Afet Inan : 
"Bu &#231;ok uzak bir gelecekte belki olabilecek ke&#351;fin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemeyece&#287;imi" kendisine s&#246;yledi&#287;im zaman can&#305; s&#305;k&#305;ld&#305; ve &#351;&#246;yle dedi : 
"Bunlar bir g&#252;n olacakt&#305;r...G&#246;r&#252;rs&#252;n&#252;z,i&#351;itirsiniz..." 
30 y&#305;l sonra : 
Atat&#252;rk taraf&#305;ndan bu yaz&#305;n&#305;n verilmesinden 30 y&#305;l sonra yine ayn&#305; ay ve g&#252;nlere tesad&#252;f eden,01 ocak 1966' da &#351;&#246;yle bir haber yay&#305;mland&#305; : 
"Venedik'in Saint Georges Adas&#305;'ndaki Benedictis Manast&#305;r&#305; Labratuvarlar&#305;'nda, manast&#305;r rahiplerinden Pellegrio' nun y&#246;netiminde,seslerin ay&#305;r&#305;m&#305; esas&#305;na dayanan &#231;ok dikkate de&#287;er ara&#351;t&#305;rmalar yap&#305;lmaktad&#305;r.Italya I&#231;i&#351;leri Bakanl&#305;&#287;&#305;,1962 'de ba&#351;layan bu &#231;al&#305;&#351;malar&#305; kontrol etmektedir.Fakat elde edilen sonu&#231;lar halen a&#231;&#305;klanmam&#305;&#351;t&#305;r.Saint Georges Adas&#305;'ndaki bilim kurulunun ge&#231;mi&#351;e ait sesleri toplayacak,elektronik ara&#231;lar &#252;retmeye &#231;al&#305;&#351;maktad&#305;rlar.Bilim adamlar&#305; &#246;zellikle Demosten,Pitagor ve Jul Sezar'&#305;n s&#246;ylevlerinden kendi sesleri ile par&#231;alar elde etmeye u&#287;ra&#351;maktad&#305;rlar." 

* ATAT&#220;RK'&#220;N R&#220;YASI 
Atat&#252;rk'&#252;n bir r&#252;yas&#305;n&#305; da Dr.Re&#351;it Galip Bey'den &#246;&#287;renmekteyiz, 
"Mustafa Kemal ,Ankara'ya geldikten bir s&#252;re sonra ilgin&#231; bir r&#252;ya g&#246;rm&#252;&#351;t&#252;.Ertesi g&#252;n bana &#351;&#246;yle anlatt&#305;. ; 
"Re&#351;it Bey,r&#252;yamda bana 'Pa&#351;am ,